Diyabet
Diyabet (şeker hastalığı) kan şekeri seviyelerinin normalden yüksek seyrettiği hayatı tehdit edebilen çok ciddi bir hastalıktır. Dünyada en çok soruna, komplikasyona yol açan hastalık diyabettir.
Türkiye’de 20-79 yaş aralığındaki nüfusun yaklaşık %15’i diyabetlidir. Yani yetişkin nüfusta her 6-7 kişiden birisinde diyabet hastalığı vardır. Ancak hastaların yarısı diyabet olduklarının farkında dahi değillerdir. Bu nedenle hastalık gerçek başlangıcından ortalama 5 yıl sonra fark edilir, hatta bazen komplikasyonları nedeniyle tanı konulur. Diyabet genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar ve yaşlanma ile sıklığı artar.
Diyabetin görülme sıklığının artmasının başlıca nedenleri toplumun yaşlanması ve kentleşmenin getirdiği yaşam tarzı değişimi sonucu obezite ve fiziksel inaktivitenin artmasıdır. Diyabet, yaşam süresini 5 ile 10 yıl arasında kısaltmaktadır. Diyabet tedavisinde kan şeker düzeylerinin normale yakın düzeylere düşürülmesi esastır.
Diyabet kalp hastalığı, yüksek tansiyon, inme, böbrek hastalığı ve birçok göz hastalığı gibi hayati öneme sahip komplikasyonlara yol açar. Diyabetik periferik nöropati de en önemli komplikasyonlardan biridir. Bacak ayak amputasyonlarının en önde gelen nedeni de diyabet nedeniyle ortaya çıkan diyabetik periferik nöropatidir.
Diyabetik periferik nöropati
Diyabetik periferik nöropatide kanda şeker düzeyi anormal olarak yükselir. Bunun sonucunda
- Kılcal damarlar daralır ve tıkanır, sonuçta ayaklara ve bacaklara yeterince kan gitmez
- Bir çeşit şeker olan sorbitol maddesinin sinir dokusunda birikmesi nedeniyle sinirler tahrip olur
- Öncelikle duyusal sinir hücreleri ölür ve diyabetik periferik nöropati belirtileri ortaya çıkar.
Kanda şeker seviyesinin ne kadar yüksek olduğu ve diyabetin süresi diyabetik periferik nöropati şiddeti üzerindeki en etkili 2 faktördür.
Diyabetik periferik nöropati özellikle ayaklarda ve ayak parmaklarında
- Geceleri artan belirgin ağrı
- Duyu kaybı
- Uyuşma
- Karıncalanma
- Yürüme güçlüğü ile ortaya çıkar.
Yakınmalar özellikle geceleri artar. Yakınmalar sıklıkla ayaklarda simetriktir yani her iki ayakta eşit derecededir. İlerleyen dönemlerde eller, kollar, bacaklar ve tüm vücutta benzer belirtiler ortaya çıkar. Kanda şeker seviyesi yüksek kaldığında hastalığın ilerleyen dönemlerinde duyusal sinir hücrelerinin ölmesine ilave olarak motor sinir hücrelerinin de kaybı ortaya çıkar, sonuçta ayak ve bacaklarda belirgin güç kaybı ve yürüme güçlüğü görülür.
Diyabetik hastalarda en sık görülen komplikasyonlardan biri olan diyabetik periferik nöropati oranı ise yaklaşık %50’dir. Diyabetin en sık görülen uzun dönemli komplikasyonlarından biri olan nöropati, önemli bir sakatlık ve ölüm nedenidir.
Diyabetik hastalarda nöropati olup olmadığının tespiti için tanı anında bu yönde muayene yapılmalı ve yılda bir tekrarlanmalıdır.
Diyabetik ayak ülserleri
Diyabetik periferik nöropatide hastalar ayaklarını hissetmezler, bu nedenle kolayca yaralarlar ve dolaşım bozukluğu nedeniyle
- Tekrarlayan alt ekstremite enfeksiyonları (mikroplu iltihaplanma)
- Diyabetik ülserler (yaralar)
- Tekrarlayan ve iyileşmeyen enfeksiyon ve yaralar nedeniyle kangren ve sonuçta ampütasyonlar (ayağın veya bacağın ameliyatla kesilmesi)
başta olmak üzere ciddi ve hayatı tehdit eden sorunlar görülür.
Diyabetli hastalarda ayak ülserleri görülme sıklığı yaşam boyu yaklaşık %20’dir. Diyabeti kontrol altında olmayan şekeri hep yüksek olan hastalarda bu oran %25’e kadar çıkabilmektedir. Özellikle diyabetik periferik nöropatisi olan ve sigara içen, görme ve böbrek bozukluğu olan hastalarda diyabetik ayak ülseri riski yüksektir. Bir kez ayak ülseri gelişen hastalarda bu sorunun tekrarlama riski yüksektir. Yaraların iyileşmesi uzun zaman aldığında, enfeksiyon gelişebilir, kemiklere ve eklemlere yayılabilir ve ayak-bacak amputasyonları gerekebilir.
Diyabetik periferik nöropati ve sinir sıkışması ilişkisi
İnsan vücudunda görülen tüm sinir sıkışmaları diyabetik hastalarda diyabeti olmayanlara göre belirgin olarak daha sıktır. Bunun nedeni diyabetli hastalarda sinirlerde sorbitol maddesinin birikmesi sonucunda sinirlerin doğrudan zarar görmesi ve kan dolaşımının bozulmasıyla da dolaylı olarak zarar görmesidir.
Zarar görmüş sinir dokusu hassaslaşır ve bası altında kalan sinirler daha çabuk etkilenir. Bu nedenle, diyabetik bir hastada diyabetik periferik nöropati ile birlikte sinir sıkışması görülmesi çok yaygındır.
Ayaklardaki diyabet belirtilerine ilave olan tarsal tünel sendromu, anterior tarsal tünel sendromu veya peroneal sinir sıkışması durumu daha da kötüleştirir. Diyabetik periferik nöropatiden kaynaklanan sorunları tedavi etmek çoğunlukla zorken ayak ve bacaktaki sinir sıkışmaları özellikle erken dönemde kolaylıkla tedavi edilebilir. Böylelikle diyabetli hasta sinir sıkışması sorunundan kaynaklanan ağrı, uyuşukluk ve yürüme yeteneğinin azalmasıyla dolu bir hayata mahkum olmaz.
Diyabetik hastalarda sinir sıkışması ameliyatları diğer hastalarda olduğu kadar başarılıdır.
Diyabetik hastalarda diyabetik yaraların ve diyabetik ayak sorununun önlenmesi ve tedavisi
Diyabetik hastalarda hem kan dolaşımındaki bozukluk hem de sinir dokusunda bir çeşit şeker olan sorbitolün birikmesi nedeniyle sinirlerin basıya karşı daha hassas hale gelmesi sonucunda bacak ve ayaktaki tüm sinirler daha kolay etkilenir. Diyabetik hastalarda ayağa gelen sinirlerden 3’ü bası altında kalmaya yatkındır. Bunlar
- Tarsal tünel sendromuna neden olan tibialis posterior siniri
- Anterior tarsal tünel sendromu adı verilen ayak sırtında sinir sıkışmasına neden olan derin peroneal sinir
- Dizin dış yanında sıkışmaya neden olan ana peroneal sinir
Tarsal tünel sendromu olan diyabetik hastalarda ayak tabanında zaten bozulmuş olan duyu daha da bozulacağından bu hastalar yaralanmaya daha açıktırlar. Örneğin bu hastalar azalmış duyu nedeniyle basit bir ayakkabı vurmasını hissetmezler ve basit bir cilt hasarı ciddi yaralarla sonuçlanabilir.
Tarsal tünel sendromu ameliyatı ayak tabanında duyuyu düzelteceği için bu sorunların yaşanması belirgin olarak azalacaktır ve hastanın yaşam kalitesi artacaktır. Ayrıca diyabetik ülser gelişimi de belirgin olarak azalacaktır.
Diyabete bağlı ampütasyonların önlenmesinde sinir sıkışma ameliyatlarının yeri
Diyabetik ayak, diyabetin en yıkıcı komplikasyonlarından biridir ve diyabetli bir hastada hayatı boyunca diyabetik ayak ülser görülme riski %20’dir. Diyabeti kontrol altında olmayan hastalarda bu oran %25’e kadar çıkabilmektedir.
Diyabetik ayak en sık görülen ampütasyon nedenidir. Diyabetik ayağın %80’i nöropatik kökenlidir ve bu da diyabetik ülser gelişimini önlemede duyunun önemini göstermektedir. Diyabetik ülserleri olan hastalarda sinir sıkışma ameliyatı yapılınca yaraların %90’ı 3 ay içinde tamamen iyileşmektedir.
Çok sayıda bilimsel çalışmada ağır diyabetik hastalarda tarsal tünel gevşetmesine ilave olarak derin peroneal sinir ile ana peroneal sinire gevşetme ameliyatı yapılmasının hastaların yakınmalarını belirgin olarak azalttığı ve diyabetik yaraların gelişmesini engellediği gösterilmiştir.
Sinir sıkışması ortadan kalkınca sinirlerin kan dolaşımı düzelmekte, ayağın duyusunda belirgin bir iyileşme olmakta, yeni yara oluşumu azalmakta ve mevcut yaralar da iyileşmektedir. Böylelikle diyabete bağlı amputasyonlarda da belirgin azalma olmaktadır.
Doğru şekilde yapılan sinir sıkışma ameliyatları diyabetik ayak komplikasyonlarının önlenmesinde belirgin olarak etkilidir.