Yazan: Prof. Dr. Erdem Bagatur
Son değiştirilme tarihi: 30.09.2026

Ayak bileği artrozu, ayak bileği eklemindeki kıkırdak dokunun zaman içinde hasarlanması ve eklem yapısının bozulmasıyla ortaya çıkan ilerleyici bir hastalıktır. Halk arasında sıklıkla “ayak bileği kireçlenmesi” olarak ifade edilir. Kıkırdak hasarı ilerledikçe eklem hareketleri ağrılı hale gelebilir, hareket açıklığı azalabilir ve yürüme sırasında belirgin güçlük ortaya çıkabilir.

Ayak bileği artrozu, diz veya kalça artrozundan farklı özelliklere sahiptir. Ayak bileği kireçlenmelerinin önemli bir bölümü daha önce geçirilmiş kırık, burkulma veya başka bir travmanın sonucunda gelişir. Bu nedenle genç veya orta yaşlı kişilerde de görülebilir.

Hastalığın erken dönemlerinde yakınmalar ilaç, aktivite düzenlemesi, uygun ayakkabı ve fizik tedavi gibi yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak eklemde ileri derecede kıkırdak kaybı ve deformite gelişmişse cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.

Ayak bileği artrozu nedir?

Ayak bileği eklemi, tibianın alt ucu ile fibulanın oluşturduğu çatal yapı ile talusun üst kısmı arasında bulunan eklemdir. Eklem yüzeyleri, kemiklerin birbirleri üzerinde düşük sürtünmeyle hareket etmesini sağlayan eklem kıkırdağı ile kaplıdır.

Sağlıklı bir ayak bileğinde bu kıkırdak yüzey düzgün ve dayanıklıdır. Ayak bileği artrozunda ise kıkırdak zaman içinde incelir, yüzey bütünlüğünü kaybeder ve ileri aşamalarda tamamen ortadan kalkabilir. Ayak bileği eklemi, kalça ve diz eklemlerinden farklı olarak normalde oldukça uyumlu ve sınırlı bir hareket ekseni içinde çalışan bir eklemdir. Bu nedenle eklem yüzeylerindeki küçük bir uyumsuzluk veya mekanik eksen değişikliği dahi yük dağılımını belirgin biçimde değiştirebilir.

Özellikle travma sonrasında gelişen eklem yüzeyi düzensizliği, bağ yetersizliği veya deformite, yükün eklemin belirli bölgelerinde yoğunlaşmasına neden olarak kıkırdak hasarının ilerlemesine katkıda bulunabilir. Kıkırdak kaybına ek olarak kemiklerde şekil değişiklikleri, eklem kenarlarında osteofit adı verilen kemik çıkıntıları ve eklem aralığında daralma gelişebilir.

Ayak bileği artrozunda eklem kırdağında ortaya çıkan aşınma ve kemikteki değişiklikler
Ayak bileği artrozunda eklem kırdağında ortaya çıkan aşınma ve kemikteki değişiklikler.

Bu değişiklikler yalnızca görüntüleme yöntemlerinde görülen yapısal bozukluklar değildir. Eklem hareketleri sırasında ağrıya, sertliğe ve hareket kısıtlılığına neden olabilir.

Ayak bileği artrozunun nedenleri nelerdir?

Ayak bileği artrozunun en önemli özelliği, çoğu hastada geçmişte eklemde meydana gelmiş bir yaralanmanın bulunmasıdır.

Travma sonrası ayak bileği artrozu

Ayak bileği kırıkları, özellikle eklem yüzeyini ilgilendiren kırıklar, ilerleyen yıllarda artroza neden olabilir. Kırık sırasında kıkırdak hasarlanabilir veya eklem yüzeyinin düzgünlüğü bozulabilir.

Kırığın ameliyatla tedavi edilmiş olması artroz gelişmesini tamamen önlemez. Posttravmatik artroz yalnızca başlangıçta oluşan kıkırdak hasarının sonucu değildir. Eklem yüzeylerindeki uyumsuzluk, malalignment, bağ instabilitesi ve eklem içindeki yük dağılımının değişmesi, başlangıçtaki travmadan yıllar sonra dahi dejeneratif sürecin devam etmesine neden olabilir. Eklem kıkırdağının ilk travmada gördüğü hasar, eklemde kalan şekil bozuklukları ve zaman içinde oluşan mekanik yüklenmeler ilerleyen yıllarda kıkırdak kaybına yol açabilir.

Ayak bileği bağ yaralanmaları

Tekrarlayan ayak bileği burkulmaları ve kronik ayak bileği instabilitesi de uzun dönemde artroz gelişmesine katkıda bulunabilir. Bağların yetersizliği nedeniyle talusun eklem içinde normal hareket düzeni bozulabilir ve eklem yüzeylerinin belirli bölgelerine aşırı yük binebilir.

Kronik lateral bağ yetmezliğinde yalnızca tekrarlayan burkulmalar değil, talusun eklem içindeki translasyon ve rotasyonunun değişmesi de önemlidir. Bu durum zaman içinde eklem kıkırdağı üzerinde asimetrik yüklenmeye ve dejeneratif değişikliklerin hızlanmasına yol açabilir.

Bu nedenle tekrarlayan burkulmalar yalnızca spor yaparken ortaya çıkan geçici bir problem olarak değerlendirilmemelidir.

Romatizmal hastalıklar

Romatoid artrit gibi enflamatuvar romatizmal hastalıklar ayak bileği ekleminde kıkırdak ve kemik hasarına neden olabilir.

İltihabi ve metabolik hastalıklar

Gut gibi bazı metabolik hastalıklar da ayak bileği ekleminde hasara yol açabilir.

Doğuştan veya sonradan gelişen şekil bozuklukları

Ayak ve ayak bileğinin mekanik dizilimindeki bozukluklar eklem üzerine binen yüklerin dağılımını değiştirebilir. Bazı hastalarda bu durum artroz gelişimini veya ilerlemesini kolaylaştırabilir.

Nedeni belirlenemeyen artroz

Bazı hastalarda belirgin bir travma, romatizmal hastalık veya başka bir neden bulunmaz. Bu durumda artroz primer veya nedeni belirlenemeyen artroz olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, ayak bileğinde primer artroz diz ve kalça eklemlerindeki primer artroz kadar sık değildir.

Ayak bileği artrozunun belirtileri nelerdir?

En sık görülen belirti ağrıdır. Başlangıçta ağrı genellikle uzun süre ayakta kalma, yürüme, merdiven çıkma veya sportif aktiviteler sırasında ortaya çıkar.

Hastalık ilerledikçe ağrı daha kısa süreli aktivitelerde de hissedilebilir ve ileri dönemlerde istirahatte veya gece ağrısı görülebilir.

Diğer belirtiler şunlardır:

  • Ayak bileğinde hareket kısıtlılığı
  • Sabah veya uzun süre hareketsizlik sonrasında eklemde sertlik
  • Yürürken ağrı
  • Merdiven inip çıkarken zorlanma
  • Ayak bileğinde şişlik
  • Eklem hareketleri sırasında takılma veya sürtünme hissi
  • Yürüme biçiminde değişiklik
  • İleri vakalarda deformite

Ayak bileği artrozunda klinik bulgular ile radyolojik bulgular her zaman aynı şiddette değildir. Belirgin radyografik artrozu bulunan bir hastada yakınmalar sınırlı olabilirken, daha hafif radyografik değişiklikleri olan başka bir hastada ağrı ve fonksiyon kaybı belirgin olabilir.

Özellikle ayağı yukarı doğru hareket ettirmedeki kısıtlanma hastaların günlük yaşamını belirgin şekilde etkileyebilir. Bu hareket kısıtlılığı, merdiven çıkma veya yürüme sırasında ayağın normal şekilde ilerlemesini zorlaştırabilir.

Ayak bileği artrozunda ağrı neden oluşur?

Eklem kıkırdağının kendisinde ağrı duyusunu taşıyan sinirler bulunmaz. Ancak kıkırdak kaybıyla birlikte eklem içindeki diğer dokular etkilenmeye başlar.

Eklem kapsülü, kapsülün iç tarafını kaplayan sinovyum dokusu ve kıkırdak altındaki kemik dokusu ağrı oluşumunda rol oynar. Ayrıca eklem çevresinde enflamasyon gelişebilir. İleri evrelerde kemik yüzeylerin birbirine daha fazla yaklaşması ve eklem kenarlarında oluşan kemik çıkıntıları da ağrı ve hareket kısıtlılığına katkıda bulunabilir.

Artroz ağrısının ortaya çıkmasında yalnızca mekanik yüklenme değil, sinovyal enflamasyon, subkondral kemikteki stres değişiklikleri ve eklem çevresindeki yumuşak dokulardaki patolojik değişiklikler de rol oynar. Bu nedenle radyografide görülen eklem aralığı daralması ile hastanın hissettiği ağrı arasında birebir bir ilişki bulunmayabilir.

Ayak bileği artrozunun tanısı nasıl konulur?

Tanıda öncelikle hastanın yakınmaları ve geçmişi değerlendirilir. Daha önce geçirilmiş ayak bileği kırıkları, burkulmalar, ameliyatlar, spor yaralanmaları ve romatizmal hastalıklar özellikle sorgulanır.

Muayenede ayak bileğinin hareket açıklığı, eklem çevresindeki hassasiyet, deformite, yürüme şekli ve ayak bileğinin mekanik dizilimi değerlendirilir.

Ayak bileği artrozunun değerlendirilmesinde görüntülemenin amacı yalnızca kıkırdak kaybının derecesini belirlemek değildir. Eklem dizilimi, deformitenin yönü, eklem yüzeylerinin uyumu ve artrozun eklem içinde hangi bölgelerde yoğunlaştığı da tedavi seçimini doğrudan etkiler.

Röntgen

Ayak bileği artrozunun değerlendirilmesinde temel görüntüleme yöntemi röntgendir.

Röntgende:

  • Eklem aralığında daralma
  • Kemik yoğunluğunda değişiklikler
  • Osteofitler
  • Eklem yüzeylerinde düzensizlik
  • Deformite
  • İleri vakalarda belirgin kıkırdak kaybına bağlı eklem aralığının kaybolması

görülebilir.

Ayakta basarak çekilen röntgenler, eklem üzerine yük binerken oluşan dizilimi değerlendirmek açısından özellikle değerlidir. Ayakta basarak çekilen röntgenler eklem aralığının yük altında değerlendirilmesine ve talusun tibia ile ilişkisi ile mekanik dizilimin daha doğru anlaşılmasına olanak sağlar. Bazı hastalarda deformitenin gerçek boyutu, yük verilmeden çekilen grafilerde olduğundan daha az belirgin olabilir.

Bilgisayarlı tomografi

Bilgisayarlı tomografi, özellikle daha önce kırık geçirmiş veya ameliyat edilmiş hastalarda kemik yapısını ve eklem yüzeylerinin durumunu daha ayrıntılı değerlendirmek için kullanılabilir. Cerrahi planlama sırasında da yararlı olabilir.

Bilgisayarlı tomografi ayrıca subkondral kistler, kemik defektleri, osteofitlerin yerleşimi ve eklem yüzeylerindeki kemik kaybının ayrıntılı değerlendirilmesinde yararlıdır. Özellikle ileri deformitesi bulunan veya daha önce cerrahi geçirmiş hastalarda, cerrahi yaklaşımın ve implant yerleşiminin planlanmasına katkı sağlayabilir.

Manyetik rezonans (MR) görüntüleme

MR her hastada gerekli değildir. Özellikle erken dönemde kıkırdak, bağ, tendon ve kemik iliği gibi yumuşak doku ve kemik yapıların değerlendirilmesinde yararlı olabilir.

Ayrıca röntgende görülen artrozun hastanın yakınmalarının nedeni olup olmadığı konusunda ek bilgi sağlayabilir. İleri evre artrozda tanı çoğunlukla klinik değerlendirme ve basarak çekilen radyografiler ile konulabildiğinden MR rutin olarak gerekli değildir. MR daha çok radyografik bulguların açıklayamadığı ağrıların araştırılması, erken kıkırdak hasarının değerlendirilmesi veya eşlik eden bağ, tendon ve kemik iliği patolojilerinin ortaya konulması amacıyla kullanılır.

Ayak bileği artrozunun evreleri nelerdir?

Ayak bileği artrozu tek bir görüntüden ibaret değildir. Hastalığın erken dönemlerinde kıkırdak hasarı bulunmasına rağmen röntgende belirgin bir değişiklik görülmeyebilir.

Hastalık ilerledikçe eklem aralığında daralma ve osteofitler ortaya çıkar. Daha ileri aşamalarda eklem yüzeyleri düzensizleşebilir, kemiklerde deformasyon gelişebilir ve eklem aralığı büyük ölçüde kaybolabilir.

Ayak bileği artrozunda tüm hastalar için geçerli, evrensel olarak kabul edilmiş tek bir radyografik evreleme sistemi bulunmamaktadır. Bu nedenle klinik karar yalnızca “erken” veya “ileri” artroz şeklindeki basit bir sınıflandırmaya değil; eklem aralığındaki kaybın dağılımına, deformiteye, mekanik dizilime, hareket açıklığına ve hastanın fonksiyonel durumuna göre verilmelidir.

Tedavi kararı yalnızca röntgendeki artrozun derecesine göre verilmemelidir. Hastanın ağrısı, günlük yaşamındaki kısıtlanma, hareket açıklığı, yaşı, aktivite düzeyi ve beklentileri de dikkate alınmalıdır.

Ayak bileği artrozu nasıl tedavi edilir?

Tedavi, hastalığın evresine ve hastanın yakınmalarına göre planlanır. Her ayak bileği artrozunda ameliyat gerekmez.

Aktivite düzenlemesi

Ağrıyı artıran aktivitelerin tamamen bırakılması her zaman gerekli değildir. Ancak eklem üzerine yüksek yük bindiren aktivitelerin azaltılması ve daha düşük darbeli egzersizlere yönelmek yararlı olabilir.

Bisiklet, yüzme ve eliptik egzersiz gibi aktiviteler bazı hastalarda yürüyüş ve koşuya göre daha iyi tolere edilebilir.

Kilo kontrolü

Vücut ağırlığının azaltılması, özellikle fazla kilolu hastalarda ayak bileği ve ayağa binen mekanik yükü azaltabilir. Kilo kontrolü tek başına artrozu ortadan kaldırmaz; ancak ağrının azaltılmasına ve hareket kapasitesinin artırılmasına katkıda bulunabilir.

Ayakkabı seçimi

Uygun ayakkabı seçimi önemlidir. Ayağı yeterince destekleyen, rahat ve uygun taban özelliklerine sahip ayakkabılar yürürken oluşan ağrıyı azaltabilir.

Bazı hastalarda ayakkabının taban yapısının değiştirilmesi veya özel tabanlık kullanılması da yararlı olabilir.

Fizik tedavi

Fizik tedavinin amacı yalnızca ağrıyı azaltmak değildir. Ayak bileğinin hareket açıklığını korumak, baldır ve ayak çevresindeki kasların gücünü artırmak ve yürüme fonksiyonunu geliştirmek de önemlidir.

Özellikle baldır kaslarının esnekliği ve gücü, ayak bileğinin fonksiyonu açısından önem taşır.

Ancak ileri derecede artroz bulunan bir hastada egzersiz programı kişiye göre düzenlenmelidir. Ağrıyı belirgin şekilde artıran ve ekleme aşırı yük bindiren egzersizlerden kaçınılmalıdır.

İlaç tedavisi

Ağrı kesici ve antienflamatuvar ilaçlar uygun hastalarda kısa süreli olarak kullanılabilir. Bu ilaçların seçimi hastanın yaşı, diğer hastalıkları ve kullandığı ilaçlar dikkate alınarak yapılmalıdır.

Eklem içi enjeksiyonlar

Bazı hastalarda ayak bileği eklemine yapılan enjeksiyonlar ağrının geçici olarak azalmasına yardımcı olabilir.

Kortikosteroid enjeksiyonları özellikle enflamasyonun eşlik ettiği dönemlerde kullanılabilir. Ancak enjeksiyon tedavilerinin etkisi kişiden kişiye değişir ve ileri derecede kıkırdak kaybını ortadan kaldırmaz.

Hyalüronik asit, eksozom ve kök hücre gibi biyolojik tedaviler de ayak bileği artrozunda faydalı olabilir. Enjeksiyon tedavileri her hasta için kişisel özelliklere ve ayak bileği artrozunun hangi evrede olduğuna göre planlanmalıdır.

Ayak bileği artrozunda ne zaman ameliyat gerekir?

Ameliyat kararı yalnızca röntgende artroz görülmesiyle verilmez.

Ağrı ve hareket kısıtlılığı hastanın günlük yaşamını belirgin şekilde etkiliyorsa ve ilaç, aktivite düzenlemesi, uygun ayakkabı, fizik tedavi, enjeksiyon tedavileri ve diğer ameliyatsız tedavilere rağmen yakınmalar devam ediyorsa cerrahi tedavi düşünülebilir.

Cerrahi seçenek hastanın:

  • Yaşına
  • Aktivite düzeyine
  • Eklemdeki kıkırdak kaybının derecesine
  • Deformite olup olmamasına
  • Ayak ve ayak bileğinin dizilimine
  • Bağların durumuna
  • Önceki ameliyatlara
  • Genel sağlık durumuna
  • Beklentilerine

göre belirlenir.

Ayak bileği artrozunda tek bir ameliyat yöntemi bütün hastalar için uygun değildir. Cerrahi seçenekler genel olarak eklemi korumayı amaçlayan ve ileri evre hastalıkta eklemi feda eden yöntemler şeklinde iki ana grupta değerlendirilebilir. Hastalığın erken veya orta evrede olması, artrozun eklem içinde dağılımı ve eşlik eden deformitenin düzeltilebilir olması, eklem koruyucu cerrahilerin değerlendirilmesine olanak sağlayabilir.

Ayak bileği artrozunda cerrahi tedavi seçenekleri nelerdir?

Artroskopik cerrahi

Erken veya orta evredeki bazı hastalarda artroskopik cerrahi uygulanabilir. Artroskopi sırasında eklem içindeki serbest cisimler, sinovyal dokular ve bazı kemik çıkıntıları tedavi edilebilir.

Ancak ileri derecede kıkırdak kaybı olan bir ayak bileğinde artroskopi, kaybolmuş kıkırdağı yeniden oluşturmaz. Bu nedenle ileri artrozda artroskopinin rolü sınırlıdır.

Kemik düzeltme ameliyatları

Bazı hastalarda artroz eklemin yalnızca belirli bir bölümünde daha belirgindir ve ayak bileğinin mekanik ekseninde bozukluk bulunabilir.

Uygun hastalarda kemiklerin dizilimini düzeltmeye yönelik osteotomiler ile yükün hasarlı bölgeden daha sağlıklı bölgelere dağıtılması amaçlanabilir.

Bu yöntem özellikle genç ve aktif hastalarda, eklemde henüz tamamen yaygın bir kıkırdak kaybı bulunmadığında değerlendirilebilir. Osteotominin amacı yalnızca kemiğin şeklini değiştirmek değil, ayak bileği eklemindeki yük dağılımını yeniden düzenlemektir. Özellikle asimetrik artroz ve eşlik eden dizilim bozukluğu bulunan, ancak eklem yüzeylerinin tamamında ileri derecede kıkırdak kaybı gelişmemiş hastalarda eklem koruyucu bir seçenek olarak değerlendirilebilir.

Ayak bileği artrodezi

Artrodez bir eklemi hareketsiz kılma, halk arasındaki adıyla “dondurma” ameliyatıdır. Ayak bileği artrodezinde tibia ile talus arasındaki eklem hareketi cerrahi olarak ortadan kaldırılır. Amaç ağrıya neden olan eklem hareketini ortadan kaldırmak ve kemiklerin birbirine kaynamasını sağlamaktır.

Artrodezin en önemli avantajı, ileri derecede ayak bileği artrozunda ağrıyı güvenilir biçimde azaltabilmesidir.

Bunun karşılığında ayak bileğinin hareketi kaybedilir. Bununla birlikte hastaların önemli bir bölümü zaman içinde bu duruma uyum sağlar ve rahatlıkla yürür.

Artrodez sonrasında ayak bileği hareketinin ortadan kalkması, yürüme sırasında hareketin subtalar, talonaviküler ve diğer komşu eklemler tarafından kısmen kompanse edilmesine neden olur. Bu nedenle artrodez yalnızca ağrılı eklemi ortadan kaldıran bir işlem değil, aynı zamanda ayağın uzun dönem biyomekaniğini değiştiren bir cerrahidir.

Özellikle uzun dönem takiplerde komşu eklemlerde dejeneratif değişikliklerin ortaya çıkabilmesi, artrodez kararında göz önünde bulundurulması gereken faktörlerden biridir. Artrodez özellikle ağır deformitesi bulunan, bağ yetersizliği olan veya çeşitli nedenlerle protez için uygun olmayan hastalarda önemli bir tedavi seçeneğidir.

Ayak bileği protezi

Ayak bileği protezinde hasarlı eklem yüzeyleri çıkarılarak bunların yerine protez yerleştirilir.

Ayak bileği protezinin en önemli avantajlarından biri, artrodezden farklı olarak eklem hareketinin korunmasıdır. Bu durum özellikle merdiven inip çıkma, eğimli zeminde yürüme ve günlük yaşam aktivitelerinde avantaj sağlayabilir.

Ancak ayak bileği protezi her hasta için uygun değildir. Kemik kalitesi, deformitenin derecesi, bağların durumu, ayak ve ayak bileğinin dizilimi, aktivite düzeyi ve hastanın beklentileri değerlendirilmelidir.

Daha önce geçirilmiş ciddi travmalar veya çok ileri deformiteler bazı hastalarda protez uygulamasını teknik olarak daha zor hale getirebilir. Özellikle ileri deformitenin ve bağ yetersizliğinin bulunduğu hastalarda, protez uygulanmadan önce bu sorunların eş zamanlı olarak düzeltilip düzeltilemeyeceği değerlendirilmelidir.

Modern ayak bileği protezlerinde 10 yıllık protez sağkalımı yaklaşık %75–90 arasındadır, 15 yıllık sağkalım ise %56–78 arasında değişmektedir. Bu nedenle günümüzde başarılı şekilde uygulanan bir ayak bileği protezinin 10 yıl ve daha uzun süre kullanılabilmesi beklenir, ancak protezin belirli bir yılda mutlaka değiştirilmesi gerektiği söylenemez. Protezin ömrü; hastanın yaşı, vücut ağırlığı, aktivite düzeyi, kemik kalitesi, ayak bileğinin dizilimi ve kullanılan protezin tasarımı gibi birçok faktöre bağlıdır.

Ayak bileği protezi mi, artrodez mi?

İleri ayak bileği artrozunda hastaların en çok merak ettiği konulardan biri protez ile artrodez arasındaki seçimdir.

Artrodezde amaç ağrılı eklemi hareketsiz hale getirmektir.

Protezin amacı ise ağrıyı azaltırken ayak bileği hareketini mümkün olduğunca korumaktır.

Hangisinin daha uygun olduğu konusunda tek bir doğru cevap yoktur. Karar hastanın özelliklerine göre verilmelidir.

Genç ve çok aktif bir hastada, ileri deformite veya bağ yetersizliği bulunan bir hastada ve daha önce geçirilmiş cerrahileri olan bir kişide farklı seçenekler gündeme gelebilir. Buna karşılık uygun kemik ve yumuşak doku yapısına sahip, eklem hareketinin korunmasını isteyen bazı hastalarda protez daha uygun olabilir.

Bu nedenle “protez mi, dondurma mı?” sorusu yalnızca röntgen görüntüsüne bakılarak yanıtlanamaz.

Günümüzde modern total ayak bileği protezleri, geçmiş nesil implantlara göre daha iyi fonksiyonel sonuçlar ve daha öngörülebilir implant sağkalımı sağlayabilmektedir. Bununla birlikte protez ile artrodez arasında bütün hastalar için geçerli bir üstünlük söz konusu değildir; her iki yöntem de uygun hastalarda başarılı sonuçlar sağlayabilir.

Bu nedenle karar verilirken yalnızca hastanın yaşı değil; aktivite düzeyi, deformitenin derecesi ve düzeltilebilirliği, bağların stabilitesi, kemik kalitesi, önceki cerrahiler ve hastanın uzun dönem beklentileri birlikte değerlendirilmelidir.

Ayak bileği artrozunda ameliyat sonrası iyileşme

Ayak bileği artrozu nedeniyle uygulanan cerrahinin türüne göre ameliyat sonrası dönem önemli ölçüde değişir.

Artrodez veya protez ameliyatı sonrasında bir süre ayağın yükten korunması gerekebilir. Bu dönem boyunca koltuk değneği veya başka bir yardımcı yürüme aracı kullanılabilir.

Yük verme zamanı uygulanan cerrahiye, kemiklerin durumuna ve cerrahın tercih ettiği rehabilitasyon protokolüne göre belirlenir.

Yük verme başladığında amaç yalnızca yürümeye başlamak değildir. Ayak bileği çevresindeki kasların güçlendirilmesi, yürüme biçiminin düzeltilmesi, hareket kapasitesinin korunması ve hastanın günlük aktivitelerine kontrollü biçimde dönmesi hedeflenir.

Protezin uygulandığı hastalarda ayak bileği hareketinin korunması rehabilitasyonun önemli bir parçasıdır. Artrodez sonrasında ise ayak bileğinin artık hareket etmeyeceği dikkate alınarak yürüme mekaniğinin yeni duruma uyum sağlaması önem taşır.

Ayak bileği artrozu olan kişiler spor yapabilir mi?

Ayak bileği artrozu bulunan kişilerin tamamen hareketsiz kalması genellikle doğru değildir. Egzersiz, eklem çevresindeki kasların gücünü korumak ve genel fiziksel kapasiteyi sürdürmek açısından önemlidir.

Ancak sporun türü hastalığın derecesine göre seçilmelidir.

Yüzme, bisiklet ve düşük darbeli egzersizler bazı hastalar tarafından daha kolay tolere edilir. Koşu ve sıçrama gibi ayak bileğine yüksek darbe yükü getiren aktiviteler ise ileri artrozda ağrıyı artırabilir.

Cerrahi tedavi sonrasında spora dönüş de uygulanan ameliyata göre değişir. Özellikle ayak bileği protezi sonrasında yüksek darbeli sporların uzun dönem sonuçları açısından dikkatli olunmalıdır.

Ayak bileği artrozu önlenebilir mi?

Her ayak bileği artrozunu önlemek mümkün değildir. Ancak özellikle travma sonrası gelişen artroz açısından bazı önlemler önemlidir.

Ayak bileği kırıklarının ve bağ yaralanmalarının uygun şekilde tedavi edilmesi, tekrarlayan burkulmaların önlenmesi ve kronik ayak bileği instabilitesinin tedavi edilmesi eklemin uzun dönem sağlığı açısından önem taşır.

Spor yapan kişilerde denge ve propriosepsiyon çalışmaları, uygun ayakkabı kullanımı ve antrenman yükünün kademeli artırılması da yaralanma riskini azaltabilir.

Ne zaman doktora başvurmalı?

Ayak bileğinde uzun süredir devam eden ağrı, hareket kısıtlılığı veya şişlik varsa özellikle daha önce geçirilmiş bir kırık veya tekrarlayan burkulma öyküsü bulunuyorsa değerlendirme yapılması gerekir.

Aşağıdaki durumlarda ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurmak özellikle önemlidir:

  • Ayak bileği ağrısı giderek artıyorsa
  • Yürümek veya merdiven çıkmak zorlaşıyorsa
  • Ayak bileğinde belirgin hareket kısıtlılığı gelişmişse
  • Daha önce ayak bileği kırığı geçirilmişse
  • Ayak bileği sık sık burkuluyorsa
  • Ayak bileğinde şekil bozukluğu ortaya çıkmışsa
  • İstirahatte veya gece ağrısı başlamışsa
  • Ameliyatsız tedavilere rağmen yakınmalar devam ediyorsa

İlgili sayfalar: Ayak ve Ayak Bileği Hastalıklarında Enjeksiyon Tedavileri · Ayak Bileğinde Kıkırdak Hasarı – Talusun Osteokondral Lezyonu · Ayak Bileği Kırığı · Ayak Bileği Artroskopisi · Kronik Ayak Bileği İnstabilitesi