Yazan: Prof. Dr. Erdem Bagatur
Son değiştirilme tarihi: 25.09.2026

Ayakta uyuşma, ayağın bir bölümünde dokunma, basınç veya sıcaklık duyusunun azalması, farklı hissedilmesi ya da tamamen kaybolması ve buna karıncalanma, iğnelenme veya yanma gibi anormal duyuların eşlik ettiği bir durumdur.

Ayakta uyuşma bir hastalık değil, bir belirtidir. Tıp dilinde “parestezi” olarak adlandırılan uyuşma bazen kısa süreli ve önemsiz bir durum olabilir. Ancak tekrarlayan, uzun süren veya giderek artan uyuşmalar sinir sisteminin herhangi bir bölümünü etkileyen bir sorunun belirtisi olabilir.

Ayaktaki uyuşmanın nedenini anlayabilmek için yalnızca uyuşan bölgeyi değil, sinirin geçtiği bütün yolun değerlendirilmesi gerekir. Sorun beldeki sinir kökünden başlayabileceği gibi, bacakta veya ayak bileği çevresindeki bir sinir sıkışmasından ya da vücuttaki çok sayıda siniri etkileyen bir polinöropati gibi bir hastalıktan kaynaklanabilir.

Uyuşma, normal duyu hissinin azalması veya kaybolması olarak tanımlanabilir. Hastalar bunu bazen ayaklarının bir bölümünü “hissetmeme”, “duyunun azalması” veya “ayağım yabancı gibi” şeklinde tarif edebilir. Uyuşmaya karıncalanma, yanma, elektriklenme veya iğnelenme gibi anormal duyular da eşlik edebilir. Bazı hastalarda uyuşma ağrı olmadan ortaya çıkarken, bazı hastalarda ağrı ve yanma ile birlikte görülür.

Ayakta uyuşma bir hastalık değil, bir belirtidir. Ayak uyuşmasında önemli olan uyuşmanın kendisinden çok uyuşmaya neden olan periferik sinirlerle ilgili sağlık sorunlarıdır. Uyuşmanın nasıl başladığı, ne kadar sürdüğü ve ayağın hangi bölgesinde hissedildiği, nedeninin anlaşılması açısından önemlidir.

Ayakta uyuşma neden olur?

Ayakta uyuşmanın birçok farklı nedeni olabilir. Bunların önemli bir bölümü sinirlerin işlevinin bozulması veya sinirler üzerinde bası oluşması ile ilişkilidir.

Sinir boyunca herhangi bir noktada oluşan sorun ayağın belirli bir bölgesinde uyuşmaya neden olabilir. Bu nedenle ayakta uyuşma değerlendirilirken sinirin yalnızca ayaktaki bölümü değil, belden ayağa kadar uzanan bütün seyri göz önünde bulundurulmalıdır.

Periferik nöropatiler

Periferik nöropatiler, vücuttaki çok sayıda periferik sinirin çeşitli nedenlerle etkilenerek hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan durumlardır ve ayak uyuşmasının en sık karşılaşılan nedenleri arasındadır.

Diyabet, kemoterapi, bazı vitamin eksiklikleri, fazla alkol tüketimi ve bazı ilaçlar gibi birçok farklı neden periferik sinirleri etkileyebilir.

Diyabetik polinöropatide ellerde ve ayaklarda çorap ve eldiven şeklinde uyuşma alanlarını gösteren çizim

Ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi ve özellikle geceleri artan ağrı periferik nöropatinin belirgin belirtileri arasındadır. Uyuşma çoğu zaman iki ayakta birden, ilerleyen dönemlerde ellere de yayılarak “çorap ve eldiven” şeklinde ortaya çıkar.

Sinir sıkışmaları (tuzak nöropatiler)

Sinirin belirli bir bölgede bası altında kalması, o sinirin dağılım alanında uyuşma ve diğer duyu bozukluklarına neden olabilir.

Örneğin ayak bileğinin iç tarafında tibial sinirin sıkışması tarsal tünel sendromuna yol açabilir. Bu durumda özellikle ayak tabanında uyuşma, yanma, karıncalanma veya elektriklenme görülebilir.

Tarsal tünel sendromunda ayak tabanı ve ayak bileği iç yanındaki uyuşma alanını gösteren çizim

Bunun dışında bacakta peroneal sinir gibi farklı sinirlerin sıkışması da ayağın belirli bölgelerinde duyu değişikliklerine neden olabilir.

Bel kaynaklı sinir sorunları

Ayağa giden sinirlerin kökleri bel bölgesinden çıkar. Bel fıtığı veya başka nedenlerle sinir kökünün veya omuriliğin bası altında kalması, sinirin dağılımına bağlı olarak bacakta veya ayakta uyuşmaya yol açabilir.

Bu nedenle yalnızca ayağın incelenmesi her zaman yeterli değildir. Özellikle uyuşmaya bel veya bacak ağrısı eşlik ediyorsa bel kaynaklı sinir sorunları da değerlendirilmelidir.

Sinir yaralanmaları

Travma, cerrahi veya başka nedenlerle bir sinirin doğrudan zarar görmesi de o sinirin dağılımındaki bölgede uyuşmaya neden olabilir.

Bu durumda uyuşmanın yeri genellikle etkilenen sinirin dağılımıyla ilişkilidir.

Ayakta uyuşmanın yeri neden önemlidir?

Ayakta uyuşmanın hangi bölgede hissedildiği, sorunun hangi sinirle ilişkili olabileceği konusunda önemli bilgiler verir.

Örneğin uyuşma şu bölgelerde hissedilebilir:

  • Ayak tabanında
  • Topuk çevresinde
  • Ayak sırtında
  • Başparmak çevresinde
  • Küçük parmak tarafında
  • Parmakların arasında.

Uyuşmanın yalnızca ayağın belirli bir bölümünde görülmesi, sinirin belirli bir dalındaki sorunu düşündürebilir. Buna karşılık her iki ayakta benzer şekilde başlayan ve ayaklardan yukarı doğru ilerleyen uyuşmalar daha yaygın bir periferik sinir hastalığı ile ilişkili olabilir.

Ancak uyuşmanın yeri tek başına tanı koydurmaz. Duyu kaybının dağılımı, kas gücü, refleksler ve diğer nörolojik bulgular birlikte değerlendirilmelidir.

Ayakta uyuşmada tanı ve ayırıcı tanı

Ayırıcı tanının temelini hastanın öyküsü ve nörolojik muayene oluşturur. Ayakta uyuşmanın nedenini belirlerken yalnızca uyuşmanın varlığına değil, dağılımına, başlangıç şekline ve eşlik eden nörolojik bulgulara bakılır. Aynı yakınma farklı sinir hastalıklarında ortaya çıkabileceği için tanıya ulaşmada bazı temel sorular yol göstericidir.

Tek ayak mı, iki ayak mı?

Uyuşmanın tek veya iki taraflı olması ayırıcı tanıda önemli bir ipucudur.

Tek ayakta ve belirli bir bölgede sınırlı kalan uyuşmalar, tek bir sinirin veya sinir kökünün etkilenmesini düşündürebilir.

Her iki ayakta benzer şekilde ortaya çıkan, özellikle ayak parmaklarından başlayıp yukarı doğru ilerleyen uyuşmalar ise daha çok başta diyabetik nöropati olmak üzere yaygın periferik sinir hastalıkları açısından değerlendirilir.

Ancak bu iki durum birbirini dışlamaz. Yaygın bir nöropati bulunan hastada ayrıca tek bir sinirde sıkışma da gelişebilir.

Uyuşma hangi sinirin dağılımına uyuyor?

Uyuşmanın ayağın hangi bölümünde hissedildiği etkilenen sinirin belirlenmesine yardımcı olur.

Ayak tabanı, ayağın sırtı, topuk ve parmaklar gibi farklı bölgelerin duyu dağılımları birbirinden farklıdır. Uyuşmanın belirli bir sinirin dağılımına uyması, o sinirin herhangi bir seviyesinde oluşan bası veya hasarı düşündürebilir.

Bu nedenle uyuşmanın yalnızca “ayakta” olduğu değil, ayağın tam olarak hangi bölümünde hissedildiği önemlidir.

Belden ayağa uzanan belirtiler var mı?

Ayaktaki uyuşmanın kaynağı her zaman ayağın kendisi değildir.

Bel ağrısı, kalçadan bacağa doğru yayılan ağrı veya uyuşma gibi belirtilerin eşlik etmesi, bel fıtığı gibi bel kaynaklı sinir kökü sorunlarını düşündürebilir.

Bu nedenle ayak uyuşması değerlendirilirken gerektiğinde bel, bacak ve ayağın birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Uyuşma hareket, pozisyon veya geceleri değişiyor mu?

Uyuşmanın hangi koşullarda ortaya çıktığı veya arttığı da tanı açısından ipucu verebilir.

Yürüme veya uzun süre ayakta kalma ile artan uyuşmalar, sinir üzerindeki mekanik bası açısından değerlendirilebilir.

Belirli bir pozisyonda ortaya çıkan veya pozisyon değiştirildiğinde azalan uyuşmalar da sinirin kanlanmasının etkilenmesi açısından değerlendirilebilir.

Gece belirginleşen yanma, karıncalanma ve uyuşma ise başta diyabetik nöropati olmak üzere periferik nöropatilerde görülebilir; ancak tek başına belirli bir hastalığı göstermez.

Güç kaybı, refleks değişikliği veya denge bozukluğu var mı?

Uyuşmaya kas güçsüzlüğünün eşlik etmesi, yalnızca duyu sinirlerinin değil, motor sinirlerin veya sinir köklerinin de etkilenmiş olabileceğini düşündürür.

Reflekslerdeki değişiklikler, sinir kökü veya periferik sinir hastalıklarının ayırıcı tanısında yardımcı olabilir.

Denge bozukluğu ve pozisyon duyusunda azalma (propriyosepsiyon kaybı) ise daha yaygın periferik sinir hastalıklarını veya daha geniş bir nörolojik etkilenmeyi düşündürebilir.

Bu nedenle ayakta uyuşma değerlendirilirken yalnızca uyuşan bölge değil, kas gücü, refleksler, denge ve diğer duyu modaliteleri de değerlendirilmelidir.

El ve Ayakta Birlikte Uyuşma

El ve ayaklarda aynı anda uyuşma olması, tek bir periferik sinir lezyonundan ziyade yaygın periferik sinir tutulumu olasılığını gündeme getirir. Özellikle belirtilerin her iki el ve ayakta benzer şekilde ortaya çıkması ve parmak uçlarından başlayarak daha yukarıya doğru ilerlemesi önemlidir. Diyabet en sık nedenlerden biridir; bunun dışında kemoterapiye bağlı nöropati, alkol kullanımı, B12 vitamini eksikliği, böbrek yetmezliği, tiroid hastalıkları ve bazı ilaçlar da bu tip periferik nöropatiye yol açabilir.

Bununla birlikte, el ve ayaklarda birlikte uyuşma her zaman polinöropati anlamına gelmez. Uyuşmanın belirli sinirlerin anatomik dağılımına uyması, örneğin ellerde median sinir, ayaklarda ise tibial veya peroneal sinir bölgelerinde belirginleşmesi, birden fazla anatomik noktada sinir sıkışması olasılığını düşündürebilir. Özellikle metabolik hastalıkların sinirleri basıya karşı daha duyarlı hale getirebildiği durumlarda, periferik nöropati ile birlikte karpal tünel veya tarsal tünel sendromu gibi fokal sinir sıkışmaları aynı hastada bulunabilir.

Bu nedenle değerlendirmede yalnızca uyuşmanın varlığı değil, dağılımı ve zaman içindeki seyri önemlidir. Uyuşmanın simetrik ve distal olması yaygın nöropatiyi; belirli bir sinirin duyusal alanına sınırlı olması ise fokal sinir lezyonunu daha fazla düşündürür. Yanma, elektrik çarpması, gece artan yakınmalar, kas güçsüzlüğü, refleks değişiklikleri ve denge bozukluğu gibi bulgular da tanısal değerlendirmeye katkı sağlar.

Tanıda klinik muayene ile birlikte gerektiğinde sinir iletim çalışmaları ve EMG’den oluşan elektrodiyagnostik inceleme yapılır. Elektrodiyagnostik inceleme, yaygın bir polinöropati ile belirli anatomik bölgelerdeki sinir sıkışmalarının birbirinden ayrılmasına yardımcı olabilir.

Tanıda hangi testler kullanılır?

Ayırıcı tanının temelini öykü ve nörolojik muayene oluşturur. Gerekli görülen hastalarda EMG ve sinir iletim çalışmaları sinir sıkışması, sinir kökü hastalığı ve yaygın periferik nöropatilerin birbirinden ayrılmasına yardımcı olabilir.

Klinik bulgulara göre kan testleri, ultrasonografi veya MR gibi incelemeler de kullanılabilir.

Her hastada aynı testlerin yapılması gerekmez. Hangi incelemenin gerekli olduğu, muayenede elde edilen bulgulara göre belirlenmelidir.

EMG

Halk arasında kısaca EMG olarak bilinen elektrodiyagnostik (nörofizyolojik) incelemeler, sinirlerin ve kasların elektriksel özelliklerini değerlendiren önemli tanısal yöntemlerdir. Periferik nöropatilerin değerlendirilmesinde en temel incelemelerden biri olan EMG ile sinirlerdeki hasarın varlığı, tipi, dağılımı ve şiddeti hakkında ayrıntılı bilgi elde edilebilir.

Elektrodiyagnostik incelemeler özellikle sinir hasarının duyusal mı, motor mu veya her ikisini birden mi etkilediğini, tek bir sinirle mi sınırlı olduğunu yoksa birden fazla siniri tutan yaygın bir nöropati şeklinde mi olduğunu ortaya koyabilir. Ayrıca sinir hasarının kol veya bacak boyunca hangi düzeyde bulunduğunun belirlenmesine ve sinir sıkışması ile yaygın periferik nöropatinin birbirinden ayrılmasına yardımcı olur. Örneğin diyabete bağlı polinöropati ile tarsal tünel veya karpal tünel gibi fokal sinir sıkışmaları aynı hastada bulunabilir ve elektrofizyolojik inceleme bu ayrımda önemli bilgiler sağlayabilir.

Bununla birlikte EMG nöropatinin nedenini her zaman doğrudan göstermez. Diyabet, vitamin eksiklikleri, bazı ilaçlar, kemoterapi veya diğer metabolik ve sistemik hastalıklar gibi nedenlerin belirlenmesi için hastanın klinik değerlendirmesi ve gerektiğinde laboratuvar incelemeleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Elektrodiyagnostik bulguların hastanın yakınmaları ve nörolojik muayenesiyle birlikte yorumlanması tanısal doğruluk açısından önemlidir.

Elektrodiyagnostik testlerde EMG için kullanılan cihaz
Elektrodiyagnostik testler-EMG için kullanılan cihaz (Prof. Dr. Burcu Örmeci’ye teşekkürler).

EMG ağrılı bir inceleme midir?

EMG’nin ağrılı olup olmadığı hastaların en sık sorduğu sorulardan biridir. İncelemenin bir bölümünde cilde yerleştirilen yüzeysel elektrotlarla sinirlerin elektriksel yanıtları ölçülür. Bu sırada uygulanan kısa süreli elektriksel uyarılar hafif bir çarpılma veya rahatsızlık hissi oluşturabilir, ancak uyarılar kısa sürer.

Gerekli durumlarda incelemenin ikinci bölümünde ince bir iğne elektrodu ile bazı kasların elektriksel aktivitesi değerlendirilir. İğnenin cilt ve kaslara girişinde kısa süreli bir batma hissi olabilir. Genel olarak EMG tolere edilebilir bir incelemedir ve işlem sırasında kullanılan elektriksel uyarıların amacı hastaya zarar vermek değil, sinirlerin verdiği yanıtı ölçmektir. İşlemin süresi ve hangi sinir ve kasların inceleneceği hastanın yakınmasına ve araştırılan hastalığa göre değişir.

Elektrodiyagnostik incelemeler, tedavi sürecinde gerektiğinde tekrarlanarak sinir fonksiyonlarındaki değişikliklerin değerlendirilmesine de yardımcı olabilir. Ancak özellikle periferik nöropatilerde EMG sonuçları, klinik bulgularla birlikte değerlendirilmelidir; tek başına EMG sonucu hastalığın gelecekteki seyrini kesin olarak belirlemez.

Uyuşmanın bölgesiOlası sorumlu sinir / bölgeEşlik eden bulgularİstenebilecek tetkikler
Ayak tabanı ve topuk çevresiTibialis posterior siniri / tarsal tünelYürümekle artan yanma, ayak tabanında ağrı, Tinel bulgusuEMG, gerekirse MR
Ayak başparmağı ile 2. parmak arasındaki aralıkDerin peroneal sinirAyak bileği önünde veya ayak sırtında ağrı; ayak bileğini yukarı kaldırmada güçsüzlük eşlik edebilirEMG, gerekirse MR
Ayak sırtının büyük bölümüYüzeysel peroneal sinirAyak bileğini dışa çevirme hareketinde (eversiyon) güçsüzlükEMG, gerekirse lomber MR
Ayağın dış kenarıSural sinirAyak bileğinin dış yan tarafında yanma veya dokunmakla hassasiyetKlinik muayene, gerekirse EMG
Ayak dış kenarı ve tabanın dış kısmıSiyatik sinirin dalları / S1 köküBelden bacağa yayılan ağrı (siyatalji), refleks değişikliği veya güç kaybıEMG, gerekirse lomber MR
Ayak başparmağı ve ayak sırtının iç kısmıL5 sinir köküBel ağrısı, bacak boyunca yayılan ağrı(siyatalji), başparmağı yukarı kaldırmada güçsüzlükEMG, lomber MR
Her iki ayakta, parmak uçlarından başlayarak simetrik uyuşmaYaygın periferik sinir tutulumu (polinöropati)Yanma, iğnelenme, gece artan yakınmalar; ilerleyen dönemde denge bozukluğuEMG, kan tetkikleri ve nedene yönelik incelemeler
Ayakla birlikte ellerde de uyuşmaYaygın polinöropati veya birden fazla sinir sıkışmasıEl ve ayaklarda yanma, uyuşma, bazen güç kaybıEMG, metabolik ve vitamin incelemeleri

Ayak ve ayak bileğinde uyuşma nedenleri ve sorumlu sinirler.

Ayakta uyuşma ne zaman önemsenmelidir?

Kısa süreli ve belirli bir pozisyonda ortaya çıkan uyuşmalar çoğu zaman sinirin geçici olarak bası altında kalmasıyla ilişkili olabilir.

Buna karşılık uyuşmanın nedeninin aşağıdaki durumlarda araştırılması gerekir:

  • Sürekli veya tekrarlayıcı olması
  • Giderek artması
  • Her iki ayakta ortaya çıkması
  • Yanma veya ağrıyla birlikte olması
  • Duyu kaybının belirginleşmesi
  • Kaslarda güçsüzlükle birlikte görülmesi
  • Yürüme veya denge sorunlarına eşlik etmesi.

Özellikle yeni ortaya çıkan belirgin güç kaybı, hızla ilerleyen duyu kaybı veya idrar ve dışkı kontrolünde değişiklik gibi başka nörolojik bulguların eşlik ettiği durumlarda gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.

Ayakta uyuşmanın tedavisi nedir?

Ayakta uyuşmanın tedavisi, uyuşmaya neden olan probleme göre belirlenir.

Sinir üzerindeki basının ortadan kaldırılması, sinirin iyileşmesini destekleyen tedaviler, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile altta yatan sistemik hastalığın tedavisi farklı durumlarda uygulanabilir.

Örneğin sinir sıkışmasına bağlı uyuşmalarda öncelikle sinir üzerindeki basının nedeni ve derecesi değerlendirilir. Periferik nöropatilerde ise sinir hasarına neden olan hastalığın veya etkenin belirlenmesi ve kontrol altına alınması tedavinin temelini oluşturur.

Bu nedenle ayakta uyuşmanın tedavisi yalnızca uyuşmayı azaltmaya değil, uyuşmaya neden olan sinir sorununu tedavi etmeye yönelik olmalıdır.

Ayakta uyuşma tedavi edilmezse ne olur?

Ayakta uyuşmanın tedavi edilmediği durumlarda nasıl bir seyir göstereceği, uyuşmaya neden olan hastalığa ve sinir hasarının derecesine bağlıdır. Her uyuşma ilerleyici değildir; ancak sinir üzerindeki bası veya sinir hasarı devam ederse duyusal kayıp zaman içinde artabilir ve bazı durumlarda kalıcı hale gelebilir.

Sinir sıkışmalarında sinir üzerindeki basının uzun süre devam etmesi, uyuşma, karıncalanma ve ağrının giderek belirginleşmesine neden olabilir. İleri ve uzun süreli basılarda sinirde kalıcı hasar gelişebilir. Bu durumda bası ortadan kaldırıldıktan sonra bile duyunun tamamen normale dönmesi mümkün olmayabilir.

Periferik nöropatilerde sinir hasarı ilerleyebilir. Uyuşma ve duyu kaybı ayaklardan bacaklara doğru yayılabilir; bazı hastalarda yanma, ağrı, denge bozukluğu ve yürüme güçlüğü ortaya çıkabilir. Özellikle diyabetik nöropatide ayaktaki koruyucu duyunun azalması önemlidir. Kişi ayakkabının yaptığı basıyı, küçük bir yarayı, su toplamasını veya yanığı fark etmeyebilir. Bu durum özellikle diyabetli hastalarda yara, enfeksiyon ve diyabetik ayak gelişme riskini artırabilir.

Ayaktaki uyuşma bir sinir kökü basısına bağlıysa, altta yatan neden devam ettiği sürece uyuşmaya ağrı veya güç kaybı eşlik edebilir. Uzun süreli ve belirgin sinir kökü basısı durumlarında da sinir fonksiyonlarında kalıcı bozulma gelişebilir.

B12 vitamini eksikliği gibi bazı nedenlerde erken tedavi özellikle önemlidir. Eksiklik uzun süre devam ederse sinir sistemindeki hasar kalıcı hale gelebilir ve tedavi sonrasında duyusal veya dengeyle ilgili yakınmalar tamamen düzelmeyebilir.

Ayakta uyuşmanın en önemli sonuçlarından biri, duyu kaybının altta yatan bir hastalığın ilerlediğini veya ayağın kendisini yaralanmaya karşı daha savunmasız hale getirdiğini gösterebilmesidir.

Bu nedenle uzun süren, giderek artan veya beraberinde güç kaybı, denge bozukluğu ya da belirgin duyu kaybının eşlik ettiği uyuşmaların nedeni araştırılmalıdır.

Kısacası, önemli olan ayakta uyuşmanın kendisinin tedavi edilmesinden çok, uyuşmaya neden olan durumun doğru şekilde tanınması ve gerektiğinde zamanında tedavi edilmesidir.

Ayakta Sinir Sıkışması Ameliyatından Sonra Yakınmaları Devam Eden Hastalarda Ne Yapılmalı?

Ayaktaki sinir sıkışmalarının cerrahi olarak gevşetilmesine rağmen uyuşma, yanma veya ağrı yakınmalarının devam etmesi her zaman ameliyatın başarısız olduğu anlamına gelmez. Sinirin ameliyat öncesindeki hasarının derecesi, iyileşme süresi ve eşlik eden başka sinir hastalıkları sonucu etkileyebilir. Bununla birlikte, yakınmaların devam ettiği veya bir süre düzeldikten sonra yeniden ortaya çıktığı hastalarda ilk tanının ve sinirin yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Öncelikle yakınmaların seyri önemlidir. Ameliyattan sonra hiç düzelme olmaması, başlangıçtaki tanının doğru olmayabileceğini, sinirin yeterince serbestleştirilmemiş olabileceğini veya sinirde geri dönüşü olmayan bir hasar bulunabileceğini düşündürebilir. Buna karşılık, ameliyat sonrası belirgin düzelme sağlandıktan sonra yakınmaların yeniden başlaması; nedbe dokusu oluşumu, sinirin yeniden bası altında kalması veya başka bir bölgede sinir sıkışması gibi nedenleri gündeme getirir.

Öncelikle tanı yeniden gözden geçirilmelidir

Ayaktaki uyuşma ve yanmanın kaynağı her zaman ameliyat edilen sinir olmayabilir. Bel kaynaklı sinir kökü hastalıkları, periferik polinöropati, farklı bir sinirin sıkışması veya birden fazla bölgede sinir basısı (double-crush) benzer yakınmalara yol açabilir. Bu nedenle ikinci bir ameliyat kararı verilmeden önce hastanın nörolojik muayenesi ve gerekirse elektrodiyagnostik incelemeleri yeniden yapılmalıdır. Özellikle ameliyat öncesi EMG sonuçları mevcutsa, yeni inceleme ile karşılaştırılması değerli bilgiler sağlayabilir.

Sinirin gerçekten yeniden bası altında olup olmadığı araştırılmalıdır

Gerekli hastalarda EMG ve MR yapılmalıdır. Bunlar sinirin fonksiyonundaki değişikliklerin, devam eden veya başka bir bölgede bulunan basının, nedbe dokusunun ya da sinir çevresindeki yapısal problemlerin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Başarısız tarsal tünel cerrahisi sonrasında yakınmaların geçmemesinin nedenleri arasında yetersiz gevşetme, yeni oluşan nedbe dokusunun siniri yeniden sıkıştırması ve sinirin kendisindeki kalıcı hasar vardır.

Başarısız tarsal tünel sendromu ameliyatı ile ilgili yayınımız
Başarısız tarsal tünel sendromu ameliyatı ile ilgili yayınımız.

Her hastada ikinci ameliyat gerekli değildir

Başarısız olduğu düşünülen bir sinir gevşetme ameliyatından sonra hemen yeniden ameliyat yapılması doğru yaklaşım değildir. Öncelikle ağrının ve uyuşmanın kaynağı yeniden belirlenmeli, uygun hastalarda konservatif tedavi uygulanmalı ve sinirin durumu objektif olarak değerlendirilmelidir. Ancak tanı yeniden doğrulanmış, yakınmalar belirgin şekilde devam ediyor ve sinirin hâlâ bası altında olduğu veya önceki cerrahide yeterli gevşetme yapılmadığı gösterilebiliyorsa yeniden ameliyat düşünülebilir.

İkinci ameliyatın amacı yalnızca önceki ameliyatı tekrarlamak değildir. Gerektiğinde sinirin daha önce serbestleştirilmemiş dalları açılır, devam eden bası ortadan kaldırılır ve nedbe dokusunun sinir üzerindeki etkisi değerlendirilir.

İlgili sayfalar: Tarsal Tünel Sendromu · Anterior Tarsal Tünel Sendromu · Diyabet ve Sinir Sıkışması İlişkisi · Morton Nöroma · Periferik Nöropatilerde Cerrahi Çözümler (noropati.com)