Yazan: Prof. Dr. Erdem Bagatur
Son değiştirilme tarihi: 23.09.2026
Spor yapmak sağlıklı yaşamın önemli bir parçasıdır. Spor sırasında ayak ve ayak bileği, vücut ağırlığının yanı sıra koşma, sıçrama, hızlanma, yavaşlama ve ani yön değiştirme sırasında oluşan yüksek kuvvetlere maruz kalır. Bu nedenle spor yapan kişilerde ayak ve ayak bileği yaralanmaları oldukça sık görülür.
Yaralanmalar bazen ani bir travma sonucunda ortaya çıkar. Bunlar ayak bileği burkulması, ayak bileği iç yan bağ (deltoid bağ) yaralanmaları, yüksek ayak bileği burkulması, Aşil tendonu yaralanmaları, peroneal tendon yaralanmaları, Lisfranc yaralanmaları ve ayak bileği kırıklarıdır.
Bazı yaralanmalar ise tekrarlayan yüklenmeler sonucunda zaman içinde gelişir. Stres kırıkları ve başparmak yaralanmaları (turf toe) sorunları bu gruptadır.
Spor yaralanmalarını tamamen önlemek mümkün değildir. Ancak uygun antrenman planlaması, yüklenmenin kademeli artırılması, kas kuvveti ve denge çalışmalarının yapılması, uygun ekipman kullanılması ve daha önce geçirilmiş yaralanmaların doğru şekilde tedavi edilmesi yaralanma riskini azaltabilir.
Ayak ve ayak bileği spor yaralanmaları neden oluşur?
Ayak ve ayak bileği yaralanmaları ani bir travma sonucunda ortaya çıkabileceği gibi, tekrarlayan yüklenmeler nedeniyle zaman içinde de gelişebilir.
Özellikle aşağıdaki durumlar yaralanma riskini artırabilir:
- Antrenman yoğunluğunun veya süresinin kısa zamanda artırılması
- Uzun süre spor yapmadıktan sonra birdenbire yoğun egzersize başlanması
- Yeni bir spor dalına veya alışılmadık bir egzersize geçilmesi
- Yeterli dinlenme ve toparlanma süresinin olmaması
- Ayak ve ayak bileği kaslarında güçsüzlük
- Denge ve propriyosepsiyon bozukluğu
- Daha önce geçirilmiş ayak bileği burkulmaları
- Uygun olmayan spor ayakkabısı
- Spor yapılan zeminin veya antrenman koşullarının değiştirilmesi.
Özellikle daha önce yaralanmış bir ayak bileğinin yeterli rehabilitasyon yapılmadan yeniden spora başlaması, aynı bölgenin tekrar yaralanmasına neden olabilir.
Ayak ve ayak bileğinde spor yaralanmaları nelerdir?
Ayak ve ayak bileğinde görülen spor yaralanmaları, oluşma şekillerine göre kabaca iki grupta değerlendirilebilir.
- Akut yaralanmalar
- Ayak bileği burkulması
- Ayak bileği iç yan bağ (deltoid bağ) yaralanmaları
- Yüksek ayak bileği burkulması
- Aşil tendonu yaralanmaları
- Peroneal tendon yaralanmaları
- Lisfranc yaralanmaları
- Ayak bileği kırıkları
- Aşırı kullanıma bağlı yaralanmalar
- Stres kırıkları
- Başparmak kökü yaralanması (turf toe)
olarak değerlendirilebilir.
Ayak bileği burkulması
Ayak bileği burkulması, spor sırasında en sık karşılaşılan yaralanmalardan biridir. Özellikle futbol, basketbol ve tenis gibi koşma, sıçrama ve ani yön değiştirme gerektiren sporlarda ayağın yere basarken içe doğru dönmesi, ayak bileğinin dış yan bağlarında yaralanmaya neden olabilir.
Ayak bileği burkulması nasıl oluşur? Hangi bağlar yaralanır?
Burkulma çoğunlukla ayağın içe doğru dönmesi ve ayak bileğinin dış tarafındaki bağların normal hareket sınırlarının ötesinde gerilmesiyle oluşur. Yaralanmanın şiddeti, bağlarda yalnızca gerilmeden kısmi veya tam yırtığa kadar değişebilir.
Burkulma sırasında oluşan kuvvetin yönü ve şiddeti, hangi bağların ve başka yapıların yaralanacağını da belirler. Bu nedenle her ayak bileği burkulması aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

Ayak bileğinin dış yanında üç temel bağ bulunur:
- Anterior talofibular ligament
- Kalkaneofibüler ligament
- Posterior talofibular ligament
Burkulmaların önemli bir bölümünde öncelikle anterior talofibular ligament etkilenir. Daha şiddetli yaralanmalarda kalkaneofibüler ligament ve daha nadiren posterior talofibüler ligament de yaralanabilir.
Ancak ayağın dönme mekanizması farklı olduğunda sindesmoz veya deltoid bağ gibi ayak bileğinin diğer bağları da yaralanabilir.
Basit burkulma ile ciddi bağ yaralanması nasıl ayrılır?
Burkulma sonrasında ağrı, şişlik ve morarma olması tek başına yaralanmanın derecesini göstermez. Muayenede ağrının yeri, bağların hassasiyeti, eklem hareketleri, üzerine basabilme ve ayak bileğinin stabilitesi değerlendirilir.
Bağın yalnızca gerildiği hafif yaralanmalarda eklem stabilitesi korunabilir. Kısmi veya tam bağ yırtıklarında ise daha belirgin hassasiyet ve şişlik görülebilir; bazı hastalarda ayak bileğinde instabilite ortaya çıkabilir.
Bu nedenle “üzerine basabiliyorum, o halde bağlarda ciddi bir yaralanma yoktur” şeklinde düşünmek doğru değildir.
Ayak bileği burkulması sonrası şişlik genellikle ilk 2–3 haftada belirgin olarak azalırken, morarma çoğunlukla 2–3 hafta içinde kaybolur; daha ciddi bağ yaralanmalarında şişlik ve diğer yakınmaların tamamen düzelmesi 6–12 haftayı bulabilir.
Ayak Bileği Burkulmasında Ne Zaman Röntgen Gerekir?
Her ayak bileği burkulmasında röntgen çekilmesi gerekmez. Özellikle basit burkulmalarda gereksiz röntgen çekimini önlemek ve kırık olasılığı bulunan hastaları belirlemek amacıyla Ottawa Ayak Bileği Kuralları kullanılabilir. Bu kurallar, muayene sırasında belirli kemik noktalarında hassasiyet olup olmadığına ve hastanın ayağının üzerine basıp basamadığına dayanır.
Ottawa kuralları, özellikle akut ayak bileği ve ayak yaralanmalarında kırık olasılığını değerlendirmek için geliştirilmiş bir klinik karar aracıdır.
Burkulma sonrasında ayak bileği çevresinde ağrı varsa aşağıdaki durumlardan en az birinin bulunması röntgen çekilmesi için yeterlidir:
- Dış ayak bileği kemiğinin (dış malleol) arka kenarında veya ucunda belirgin kemik hassasiyeti
- İç ayak bileği kemiğinin (iç malleol) arka kenarında veya ucunda belirgin kemik hassasiyeti
- Yaralanmanın hemen ardından ve muayene sırasında dört adım yürüyememe
Buradaki hassasiyet, ayak bileğinin çevresindeki yumuşak dokuların ağrımasından farklıdır. Özellikle kemiğin belirli noktalarına bastırıldığında ortaya çıkan noktasal kemik ağrısı önemlidir.
Bazen ağrı doğrudan ayak bileğinde değil, ayağın orta bölümündedir. Bu durumda iki bölge özellikle değerlendirilir:
- 5. Metatars (tarak) kemiğinin tabanı: Ayağın dış kenarında, küçük parmağın gerisindeki kemik bölgesi
- Naviküler kemik: Ayağın iç-üst tarafında, ayak bileğinin ön tarafına yakın kemik bölgesi
Bu bölgelerde belirgin kemik hassasiyeti varsa veya hasta yaralanmanın hemen ardından ve muayene sırasında dört adım yürüyemiyorsa, ayak röntgeni gerekir.
Kısaca, burkulma sonrası ayak bileği kemiğinin belirli noktalarında belirgin hassasiyet varsa veya hasta dört adım yürüyemiyorsa kırık olasılığı düşünülmeli ve röntgen değerlendirilmelidir. Buna karşılık, belirgin kemik hassasiyeti olmayan ve yürüyebilen hastalarda röntgen gereksinimi genellikle daha düşüktür.
Burkulma ve bağ yaralanmaları ne zaman kronik ayak bileği instabilitesine dönüşür?
Tek bir burkulmanın ardından bağların iyileşmesi tamamlanmadan spora dönülmesi veya tekrarlayan burkulmalar, ayak bileğinde bağ gevşekliğine ve fonksiyonel instabiliteye yol açabilir.
Hasta zaman içinde şunları söyleyebilir:
- Ayak bileğinin tekrar tekrar burkulduğunu
- Özellikle engebeli zeminde kendine güvenemediğini
- Spor sırasında ayak bileğinin “boşa geldiğini” veya
- Belirli hareketlerde dengesizlik hissettiğini
Bu durum kronik ayak bileği instabilitesi olarak değerlendirilir. Tedavide yalnızca ağrının ortadan kaldırılması değil, ayak bileğinin mekanik stabilitesinin ve propriyosepsiyonunun yeniden kazanılması önemlidir.
Daha önce ayak bileği burkulması geçirenler nelere dikkat etmelidir?
Daha önce ayak bileği burkulması geçiren kişilerde aynı ayak bileğinin tekrar burkulma riski artabilir.
Ağrı ve şişliğin geçmesi, ayak bileğinin tamamen iyileştiği anlamına gelmeyebilir. Ayak bileği hareket açıklığının, kas gücünün, dengenin ve eklem stabilitesinin yeniden kazanılması gerekir.
Tekrarlayan ayak bileği burkulmaları normal kabul edilmemelidir. Bir ayak bileğinin sürekli burkulması, bağlarda gevşeklik ve kronik ayak bileği instabilitesi gelişmiş olabileceğini düşündürür.
Bu nedenle tekrarlayan burkulmalar yaşayan kişilerin, yeni bir spor yaralanması oluşmadan önce değerlendirilmesi ve gerekli rehabilitasyonun yapılması önemlidir.
Ayak bileği iç yan bağ (deltoid ligament) yaralanmaları
Ayak bileğinin iç tarafında bulunan deltoid bağ, ayak bileğinin dışa doğru aşırı dönmesini ve talus kemiğinin ayak bileği çatısı içindeki normal konumundan uzaklaşmasını önleyen önemli bir bağ yapısıdır.
Deltoid ligament yaralanmaları, dış yan bağ yaralanmalarına göre daha az görülür. Genellikle ayağın dışa doğru zorlandığı travmalar veya daha yüksek enerjili ayak bileği yaralanmaları sırasında ortaya çıkar.
Deltoid ligament nasıl yaralanır?
Deltoid bağ, özellikle ayağın dışa doğru zorlanması (eversiyon travması) sırasında gerilir. Spor sırasında meydana gelen ani dönme hareketleri, temas travmaları veya ayak bileği çevresindeki daha ciddi yaralanmalar deltoid ligamentin gerilmesine veya yırtılmasına neden olabilir.

Deltoid ligament yaralanmasının belirtileri nelerdir?
En tipik bulgu ayak bileğinin iç tarafında ağrı ve hassasiyettir. Şişlik ve morarma da görülebilir. Daha ciddi yaralanmalarda ayak bileğinde belirgin bir güvensizlik veya üzerine basmakta güçlük ortaya çıkabilir.
Ancak deltoid bağ yaralanması bazen tek başına görülmez. Özellikle kırık veya sindesmoz yaralanmasının eşlik ettiği durumlarda ayak bileğinin genel stabilitesi ayrıca değerlendirilmelidir.
Deltoid ligament yaralanmasında tanı nasıl konur?
Tanıda yaralanmanın oluş mekanizması ve ağrının yeri önemlidir. Muayenede deltoid ligamentin seyri boyunca hassasiyet, ayak bileğinin stabilitesi ve eşlik eden kemik yaralanmaları değerlendirilir.
Röntgen, özellikle kırık veya ayak bileği çatısında bozulma şüphesinde önemlidir. Gerekli durumlarda MR, bağın yapısının ve eşlik eden yumuşak doku yaralanmalarının değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Deltoid ligament yaralanmasında tedavi nasıl planlanır?
Tedavi, bağ yaralanmasının derecesine ve ayak bileğinin stabilitesine göre belirlenir.
Stabil yaralanmaların önemli bir bölümü istirahat, alçı veya atelle immobilizasyon, destek ve rehabilitasyon ile tedavi edilebilir. Ancak bağ yaralanmasına ayak bileği instabilitesi veya kırık eşlik ediyorsa, tedavi yaklaşımı değişebilir ve cerrahi tedavi gerekebilir.
Burada önemli olan yalnızca deltoid bağın yırtılmış olup olmadığını değil, ayak bileğinin bir bütün olarak stabil olup olmadığını belirlemektir.
Yüksek ayak bileği burkulması
Yüksek ayak bileği burkulması, klasik ayak bileği burkulmasından farklı olarak tibia ile fibulayı birbirine bağlayan sindesmoz bağlarının yaralanmasıdır. Futbol ve basketbol gibi sporlar sırasında ayağın yere sabit kalmasına rağmen bacağın veya vücudun ayağın üzerinde dönmesi gibi hareketlerle ortaya çıkabilir.
Sindesmoz nedir?
Sindesmoz, tibia ile fibula arasındaki bağlantıyı sağlayan bağ ve bağ dokusu kompleksidir. Ayak bileğinin çatısını oluşturan tibia ve fibulanın birbirleriyle olan ilişkisini koruyarak ayak bileğinin stabilitesine katkıda bulunur.

Bu nedenle sindesmoz yaralanması yalnızca bir bağ yaralanması olarak değil, ayak bileğinin stabilitesini etkileyebilecek bir yaralanma olarak değerlendirilmelidir.
Yüksek ayak bileği burkulması/sindesmoz bağlarının yaralanmasının klasik burkulmadan farkı nedir?
Klasik ayak bileği burkulmasında çoğunlukla dış yan bağlar yaralanırken, yüksek ayak bileği burkulmasında tibia ile fibula arasındaki sindesmoz etkilenir.
Ağrının yeri ve yaralanma mekanizması da farklı olabilir. Sindesmoz yaralanmasında ağrı yalnızca ayak bileğinin hemen çevresinde değil, tibia ile fibula arasındaki daha yukarı bölgede de hissedilebilir.
- Sindesmoz bağlarının yaralanması neden daha uzun sürede iyileşir?
- Sindesmoz, normal yürüyüş ve özellikle spor sırasında tibia ile fibulanın birlikte hareket etmesini sağlayan önemli bir stabilizatördür. Bu bölgedeki yaralanmaların iyileşmesi, klasik dış yan bağ burkulmalarına göre daha uzun sürebilir.
Bu nedenle sporcunun yalnızca ağrısının azalması spora dönüş için yeterli değildir. Ayak bileğinin stabilitesi, hareket kapasitesi, kuvveti ve sporun gerektirdiği yükleri taşıyabilme düzeyi de değerlendirilmelidir.
Ayak bileği hangi durumlarda instabil kabul edilir?
Sindesmoz yaralanmalarında en önemli konulardan biri tibiofibüler ilişkinin ve ayak bileği stabilitesinin korunup korunmadığının belirlenmesidir.
Bağ yaralanması stabiliteyi bozmadığı sürece tedavi çoğunlukla cerrahi dışı yöntemlerle planlanabilir. Ancak tibia ve fibula arasındaki normal ilişkinin bozulduğu ve ayak bileği çatısının stabilitesinin etkilendiği yaralanmalarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir.
Bu nedenle sindesmoz yaralanmasının yalnızca “burkulma” olarak görülmesi doğru değildir; yaralanma sonucunda ayak bileğinin stabil veya instabil olduğunun belirlenmesi tedavinin temelini oluşturur.
Aşil tendon kopması
Aşil tendonu, baldır kaslarını topuk kemiğine bağlayan güçlü bir tendondur. Koşma, sıçrama ve ani hızlanma sırasında yüksek kuvvetlere maruz kalır. Ani ve güçlü bir hareket sırasında tendon kısmen veya tamamen kopabilir.

Aşil tendon kopması genellikle nasıl oluşur?
Aşil tendon kopması çoğunlukla tendonun ani ve yüksek bir kuvvete maruz kaldığı hareketler sırasında ortaya çıkar. Özellikle sprint, ani hızlanma, sıçrama veya hızlı yön değiştirme sırasında baldır kaslarının güçlü biçimde kasılması tendon üzerinde çok yüksek bir gerilim oluşturabilir.
Bu nedenle Aşil tendon kopması yalnızca profesyonel sporcularda değil, düzenli olarak spor yapan amatör kişilerde de görülebilir.
Hasta neden “tekme yemiş gibi” hisseder?
Aşil tendonunun kopması sırasında hasta çoğu zaman topuğunun arkasında ani ve keskin bir ağrı hisseder. Bazı hastalar bunu arkadan birinin tekme atması veya bir şeyin çarpması gibi tarif eder.
Bu his, tendonun ani olarak kopması sırasında ortaya çıkan karakteristik klinik bulgulardan biridir. Ancak ağrının kısa sürede azalması yanıltıcı olabilir. Hastanın ağrısının azalması, tendonun sağlam olduğu anlamına gelmez.
Aşil tendon kopması sonrasında hasta yürüyebilir mi?
Evet, Aşil tendon kopması olan bir hasta yürüyebilir. Bu nedenle yürüyebilmek Aşil tendon kopmasını dışlamaz. Hasta düz zeminde yürüyebilse bile güçlü biçimde itme yapmakta veya parmak ucunda yükselmekte zorlanabilir.
Özellikle tek ayak üzerinde parmak ucuna yükselme güçlüğü, Aşil tendonunun fonksiyonunun değerlendirilmesinde önemli bir bulgudur. Tanıda yaralanmanın nasıl oluştuğu ve hastanın tarif ettiği belirtiler önemlidir.
Bunun yanında fizik muayenede şunlar değerlendirilir:
- Aşil tendonunun seyri boyunca çökme veya boşluk
- Hassasiyet ve şişlik
- Parmak ucunda yükselme yeteneği.
Aşil tendon kopmasında tanı nasıl konulur?
Thompson testi, Aşil tendon kopmasının klinik değerlendirmesinde kullanılan basit ve önemli bir muayene testidir.
Hasta yüzüstü yatırılır ve ayaklar muayene masasının kenarından serbest bırakılır. Baldır kasları sıkıştırıldığında sağlam Aşil tendonu üzerinden ayağa plantar fleksiyon hareketi oluşur. Aşil tendonu tamamen kopmuşsa bu hareket belirgin biçimde azalır veya oluşmaz.
Thompson testi özellikle Aşil tendon kopmasından şüphelenilen hastalarda tanıyı destekler. Ancak testin sonucu, hastanın diğer muayene bulguları ve yaralanma öyküsü ile birlikte değerlendirilmelidir.

Aşil tendon kopmasının tanısı çoğu hastada öykü ve fizik muayene ile konulabilir. Manyetik rezonans (MR) tendonun kopma düzeyi, tendon uçlarının durumu ve özellikle cerrahi planlamayı etkileyebilecek ayrıntıların değerlendirilmesinde kullanılır.
Tam ve kısmi kopma arasında fark var mıdır?
Evet, Aşil tendon yaralanması kısmi veya tam kopma şeklinde olabilir.
Kısmi kopmada tendon liflerinin bir bölümü devamlılığını korurken, tam kopmada tendonun bütünlüğü bozulur. Klinik bulguların şiddeti de buna bağlı olarak değişebilir.
Ancak yalnızca ağrının şiddetine bakarak kopmanın derecesini belirlemek mümkün değildir. Muayene ve gerekli durumlarda MR görüntüleme ile tendonun devamlılığı değerlendirilmelidir.
Aşil tendon kopmasında cerrahi ve cerrahi dışı tedavi nasıl belirlenir?
Tedavi kararı yalnızca “tendon koptu, ameliyat gerekir” şeklinde verilmez.
Cerrahi dışı tedavide tendonun uygun pozisyonda iyileşmesini sağlayan alçı ile sabitleme, ardından aşamalı rehabilitasyon uygulanır. Ancak hastaların, özellikle aktif spor yapanların çoğunda cerrahi tedavi gerekir.
Cerrahi tedavide ise ameliyatla kopmuş tendon uçları yeniden birleştirilerek özel bir yöntemle dikilir ve sonrasında kontrollü bir rehabilitasyon programı uygulanır.
Hangi yöntemin tercih edileceği; hastanın yaşı, aktivite düzeyi, spor beklentisi, kopmanın özellikleri ve eşlik eden durumlar değerlendirilerek belirlenir.
Aşil tendon kopmasında rehabilitasyon neden önemlidir?
Aşil tendonunun iyileşmesi yalnızca tendon uçlarının birbirine yeniden dikilmesinden ibaret değildir. Tedavi sonrasında baldır kaslarının gücü, ayak bileği hareket açıklığı, denge ve tendonun yük taşıma kapasitesinin yeniden kazanılması gerekir. Bu nedenle, rehabilitasyon tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Aşil tendon kopmasında spora dönüş nasıl planlanır?
Spora dönüş yalnızca ağrının geçmesine göre belirlenmemelidir. Özellikle futbol, basketbol ve benzeri sporlarda sporcunun
- Yeterli baldır kası gücüne
- Yeterli ayak bileği hareket açıklığına
- Denge ve propriyosepsiyona
- Koşma ve sıçrama kapasitesine
- Spora özgü hareketleri güvenli biçimde yapabilme becerisine
yeniden ulaşması gerekir.
Bu nedenle “Aşil tendon kopmasından sonra kaç ayda spora dönülür?” sorusunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur. Spora dönüş, tendonun iyileşmesi kadar fonksiyonel iyileşmenin de tamamlanmasına bağlıdır.
- Profesyonel sporcular. Elit profesyonel veya amatör sporcularda Aşil tendon rüptürü, yalnızca anatomik bütünlüğün yeniden sağlanması açısından değil, yüksek düzeyde patlayıcı kuvvet, sprint, sıçrama ve tekrarlayan eksantrik yüklenmeler gerektiren sportif performansın yeniden kazanılması açısından da önemli bir yaralanmadır. Aşil tendon kopması yaşayan profesyonel sporcuların %75’i profesyonel spor düzeyine döner ve spora dönme süresi ortalama 11 aydır. Bununla birlikte, spora dönebilen sporcularda dahi performans ve sportif dayanıklılık ölçütlerinde yaralanma öncesi döneme kıyasla azalma görülebilmektedir.
Profesyonel futbolcularda sonuçlar görece daha olumludur. UEFA düzeyindeki profesyonel futbolcularda oyuncuların %78’i yaralanma sonrasında profesyonel futbola dönebilmektedir. Ayrıca, bu sporcuların oyunda kalma süreleri ve performansları da yaralanma öncesine göre hemen hemen aynıdır. Bu bulgular, uygun cerrahi tedavi ve rehabilitasyon sonrasında profesyonel futbolcuların uzun dönemde yüksek düzeyde sportif performansa yeniden ulaşabileceğini göstermektedir.
Basketbolcularda ise tablo daha farklıdır. Basketbolcularda Aşil tendon kopması sonrasında spora dönüş mümkün olmakla birlikte, performans kaybı daha belirgindir. Bunun önemli nedenlerinden biri basketbolun sprint, ani yön değiştirme ve özellikle tekrarlayan yüksek şiddetli sıçrama hareketleri nedeniyle ayak kas-tendon ünitesine yüksek düzeyde mekanik yük bindirmesidir. Basketbolcular yaklaşık 11 ay içerisinde yeniden profesyonel spora dönebilmekte, ancak dönüş sonrasında oyun süresi, sayı üretimi ve hücum verimliliği ölçütlerinde belirgin düşüşler gösterirler. Bu nedenle elit sporcularda rehabilitasyonun hedefi yalnızca sahaya geri dönmek değil, tendonun kuvvet kapasitesini, baldır kas performansını, nöromüsküler kontrolü ve sportif yük toleransını yaralanma öncesi düzeye mümkün olduğunca yaklaştırmak olmalıdır.
Aşil tendonunu korumak için ne yapılabilir?
Aşil tendonu koşma, sıçrama ve ani hızlanma sırasında yüksek kuvvetlere maruz kalır.
Özellikle uzun süre spor yapmamış bir kişinin birdenbire yüksek yoğunluklu koşu veya sıçrama egzersizlerine başlaması Aşil tendonuna aşırı yük bindirebilir.
Aşil tendonunu korumak için:
- Antrenman yükü kademeli olarak artırılmalı
- Baldır kaslarının gücü ve esnekliği korunmalı
- Ani ve alışılmadık yüklenmelerden kaçınılmalı
- Aşil tendonunda başlayan ağrı önemsenmeli
- Ağrıya rağmen yoğun antrenmana devam edilmemelidir.
Özellikle spor sırasında veya sonrasında tekrarlayan Aşil tendon ağrısı varsa, sorun ilerlemeden değerlendirilmesi uygun olur.
Peroneal tendon yaralanmaları
Peroneal tendonlar, baldırın dış tarafındaki peroneus longus ve peroneus brevis kaslarını ayak kemiklerine bağlayan tendonlardır. Ayak bileğinin dış tarafında, fibulanın arkasından geçerek ayağa uzanırlar. Bu tendonlar özellikle koşma, sıçrama ve ani yön değiştirme sırasında ayağın ve ayak bileğinin kontrol edilmesine yardımcı olur.
Spor sırasında ayak bileğinin ani ve zorlayıcı şekilde dönmesi, peroneal tendonların aşırı gerilmesine veya tendon kılıfının zarar görmesine neden olabilir. Özellikle ayak bileğinin zorlayıcı biçimde içe dönmesi veya ani dorsifleksiyon-eversiyon hareketleri tendonlarda yaralanmaya ya da tendonların yer değiştirmesine neden olabilir. Bazı durumlarda tendonlar fibulanın arkasındaki normal konumlarından çıkarak yer değiştirebilir (subluksasyon).
Peroneal tendon yaralanmalarında ağrı çoğunlukla ayak bileğinin dış tarafında ve fibulanın arkasında hissedilir. Koşma, yön değiştirme veya ayağı dışa doğru çevirme sırasında ağrı artabilir. Tendonlarda yer değiştirme olduğunda ayak bileğinin dış tarafında hareket sırasında belirgin bir takılma veya atlama hissi de ortaya çıkabilir.
Bu yaralanmalar bazen ayak bileği burkulması ile birlikte görülür ve başlangıçta yalnızca bir burkulma olarak değerlendirilebilir. Burkulma sonrasında ayak bileğinin dış yan tarafında ağrının devam etmesi, özellikle hareket sırasında tendonların arkasında takılma veya atlama hissedilmesi, peroneal tendon yaralanması açısından değerlendirilmelidir.
Tedavi, yaralanmanın türüne ve tendon hasarının derecesine göre değişir. Daha hafif yaralanmalarda yükün düzenlenmesi, uygun egzersizler ve rehabilitasyon yeterli olabilir. Tendonlarda belirgin yırtık veya tekrarlayan tendon çıkığı gibi durumlarda ise cerrahi tedavi gerekebilir.
Spor sonrası dış ayak bileğinde devam eden ağrı her zaman yalnızca bağ yaralanmasına bağlı değildir. Peroneal tendonlar da değerlendirilmelidir.
Lisfranc yaralanmaları
Lisfranc yaralanmaları, ayağın orta bölümündeki tarsometatarsal eklem bölgesinin ve bu bölgedeki bağların yaralanmasıdır. Spor sırasında meydana gelen bazı yaralanmalar basit bir burkulma gibi değerlendirilebilir; ancak Lisfranc yaralanması gözden kaçırıldığında kalıcı ağrı ve eklem sorunlarına neden olabilir.
Lisfranc yaralanması nasıl oluşur?
Lisfranc yaralanması farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilir. Ayağın yere sabit olduğu sırada vücudun ayak üzerinde dönmesi, ayağın aşağı doğru zorlanması veya doğrudan alınan travmalar bunlardan bazılarıdır. Sporcularda özellikle ayağın sabit kaldığı ve vücudun dönmeye devam ettiği travmalar önemlidir.
Lisfranc yaralanmasının belirtileri nelerdir?
En önemli yakınmalardan biri ayağın orta bölümündeki ağrıdır. Şişlik ve üzerine basmakta güçlük eşlik edebilir. Ayağın tabanında oluşan morarma, Lisfranc yaralanması açısından özellikle dikkat edilmesi gereken bir bulgudur.
Bununla birlikte belirtiler her hastada aynı şiddette olmayabilir. Bu nedenle “ayağımı hareket ettirebiliyorum” veya “üzerine basabiliyorum” gibi bulgular ciddi bir yaralanmayı tamamen dışlamaz.
Lisfranc yaralanması neden gözden kaçabilir?
Bazı Lisfranc yaralanmaları başlangıçta basit bir ayak burkulması gibi görünebilir. Özellikle belirgin deformitenin olmadığı yaralanmalarda tanı gecikebilir. Oysa eklem ve bağlardaki instabilitenin devam etmesi, zaman içinde kronik ağrı, eklem kıkırdağında hasar ve travma sonrası kireçlenmeye yol açabilir.
Bu nedenle özellikle travmanın mekanizması Lisfranc yaralanmasını düşündürüyorsa, basit bir burkulma olarak kabul edilmeden dikkatli değerlendirme yapılmalıdır.
Lisfranc yaralanmasında tanı nasıl konur?
Muayenede ayağın orta bölümündeki hassasiyet, şişlik, morarma ve yük verme sırasında ortaya çıkan ağrı değerlendirilir. Yük vererek çekilen röntgenler ilk değerlendirmede önemlidir. Ancak bazı yaralanmalarda röntgen yeterli olmayabilir. Bu durumda bilgisayarlı tomografi veya MR gerekebilir.
Özellikle eklem ve bağlarda instabilite olup olmadığı tedavinin belirlenmesi açısından önemlidir.
Lisfranc yaralanmasında tedavi nasıl planlanır?
Stabil ve yer değiştirmemiş bazı Lisfranc yaralanmaları alçı ile uygun immobilizasyon ve kontrollü rehabilitasyon ile tedavi edilebilir. Buna karşılık eklem ilişkilerinin bozulduğu veya bağ yaralanmasına bağlı instabilitenin bulunduğu durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir.
Lisfranc yaralanmalarında amaç yalnızca ağrıyı geçirmek değil, orta ayaktaki normal eklem ilişkisini ve stabiliteyi korumaktır.
Ayak ve ayak bileği kırıkları
Spor sırasında ayak ve ayak bileği kemiklerinde kırıklar da meydana gelebilir. Kırıklar doğrudan bir darbe, burkulma, düşme veya yüksek enerjili travmalar sonucunda oluşabilir.
Ayak bileği kırıkları yalnızca kemikteki çatlak veya kırığın varlığı açısından değil, eklem yüzeylerinin ve kemiklerin birbirleriyle olan ilişkisi açısından da değerlendirilmelidir.
Ayak ve ayak bileğinde kırık olduğundan nasıl şüphelenilir?
Travma sonrasında şiddetli ağrı, belirgin şişlik, morarma, üzerine basamama veya şekil bozukluğu kırık açısından uyarıcı olabilir. Ancak her kırıkta bu bulguların tamamının bulunması gerekmez. Bu nedenle özellikle belirgin kemik hassasiyeti olan veya üzerine basmakta zorlanan hastalarda kırık olasılığı değerlendirilmelidir.
Ayak ve ayak bileği kırıklarında tanı ve tedavi
Röntgen çoğu kırığın ilk değerlendirmesinde temel görüntüleme yöntemidir. Kırığın eklem yüzeyine uzandığı, parçalı olduğu veya cerrahi planlama gerektiği durumlarda bilgisayarlı tomografi gerekebilir. Eşlik eden bağ, tendon veya diğer yumuşak doku yaralanmalarının değerlendirilmesinde ise MR kullanılabilir. Tedavi kırığın yeri, şekli, yer değiştirme miktarı ve eklem stabilitesine göre değişir. Bazı kırıklar alçı veya atellerle tedavi edilebilirken, yer değiştirmiş, instabil veya eklem uyumunu bozan kırıklarda cerrahi tedavi gerekebilir.
Stres kırıkları
Stres kırıkları, tek bir travma sonucunda oluşan kırıklardan farklı olarak kemiğin tekrarlayan ve normalden fazla yüklenmelere maruz kalması sonucunda gelişir. Koşu, uzun mesafe yürüyüş, dans ve sıçrama içeren sporlar sırasında özellikle ayak ve ayak bileği kemikleri tekrarlayan yüklenmelere maruz kalır.
Stres kırığı nasıl oluşur?
Kemik normal koşullarda günlük aktiviteler sırasında oluşan küçük hasarları onarabilir. Ancak tekrarlayan yüklenmeler, kemiğin kendini yenileme kapasitesini aştığında zaman içinde stres kırığı gelişebilir.
Özellikle antrenman yoğunluğunun kısa sürede artırılması, yeni bir spora başlanması veya alışılmadık derecede uzun süreli fiziksel aktivite stres kırığı riskini artırabilir.
Stres kırığının belirtileri nelerdir? Tanı nasıl konur?
Stres kırığında ağrı çoğunlukla başlangıçta yalnızca aktivite sırasında ortaya çıkar. Aktivite sonrasında azalabilir. Yüklenme devam ettikçe ağrı daha erken başlayabilir ve zamanla günlük yaşamda da hissedilebilir. Belirli bir kemik üzerinde noktasal hassasiyet önemli bir bulgudur.
Muayenede ağrının tam yeri ve kemiğin üzerinde lokal hassasiyet olup olmadığı değerlendirilir. İlk dönemde çekilen röntgen normal olabilir. Bu nedenle klinik şüphe devam ediyorsa normal röntgen stres kırığını tamamen dışlamaz. Gerekli durumlarda MR erken dönemdeki kemik stres reaksiyonlarını ve stres kırıklarını göstermede önemli bir yöntemdir.
Stres kırığının tedavisi nedir?
Tedavinin temelini kemiğin iyileşmesine izin verecek şekilde yüklenmenin azaltılması oluşturur. Yaralanmanın yerine ve şiddetine göre aktivite kısıtlaması, koruyucu alçı immobilizasyonu veya koltuk değnekleri yük vermenin geçici olarak azaltılması gerekebilir.
En önemli noktalardan biri de spora dönüşün ağrının azalmasıyla birlikte hemen yapılmamasıdır. Kemik iyileşmesi tamamlandıktan sonra yüklenme kademeli olarak artırılmalıdır.
Stres kırıklarından nasıl korunulur?
Stres kırıkları tek bir travmadan çok, kemiğin tekrarlayan yüklenmelere maruz kalması sonucunda gelişir.
Koşu mesafesinin veya antrenman yoğunluğunun kısa sürede artırılması, yeni bir spora başlanması veya alışılmadık bir zeminde yoğun egzersiz yapılması stres kırığı riskini artırabilir. Bu nedenle özellikle koşucularda antrenman yükünün kademeli artırılması ve yeterli toparlanma süresinin bırakılması önemlidir.
Spor sırasında başlayan ve her antrenmanda aynı bölgede tekrarlayan ağrı normal kabul edilmemelidir. Özellikle belirli bir kemik üzerinde hassasiyet varsa stres kırığı olasılığı değerlendirilmelidir.
Başparmak kökü yaralanması (turf toe)
Ayak başparmağı özellikle futbol, basketbol ve koşu gibi sporlarda tekrarlayan yüklenmelere maruz kalır. Başparmağın geriye doğru aşırı zorlanması sonucunda başparmak kökünde (1. metatarsofalangeal eklem) plantar komplekste, özellikle kapsül, plantar plate ve ilişkili bağ yapılarında yaralanma meydana gelebilir
Bu tür yaralanmalar sporcularda turf toe olarak da bilinir.
Turf toe nasıl oluşur?
Özellikle ayağın ön kısmı yere sabitken başparmağın geriye doğru zorlanması sırasında ortaya çıkar. Hafif yaralanmalarda bağ ve kapsül yapıları gerilirken, daha ciddi travmalarda kısmi veya tam yırtık oluşabilir.
Turf toe belirtileri nelerdir?
Başparmak kökünde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı görülebilir. Özellikle koşma, sıçrama ve ayağın ön kısmını kullanarak itme sırasında ağrı belirginleşebilir. Tekrarlayan yaralanmalar veya uygun şekilde tedavi edilmeyen ciddi yaralanmalar, başparmak ekleminde kalıcı sorunlara neden olabilir.
Turf toe tedavisi nedir?
Tedavi yaralanmanın derecesine göre değişir. Hafif yaralanmalarda yükün azaltılması, koruma ve rehabilitasyon yeterli olabilir. Daha ciddi bağ yaralanmalarında veya eklem stabilitesinin bozulduğu durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir.
Başparmak yaralanmalarından nasıl korunulur?
Koşma ve sıçrama sırasında ön ayak yüksek yük altında kalır. Antrenman yükünün hızla artırılması metatars kemiklerinde stres yaralanmalarına veya ön ayak çevresindeki diğer problemlere neden olabilir.
Başparmağın tekrarlayan biçimde aşırı geriye doğru zorlandığı sporlar ise turf toe olarak bilinen metatarsofalangeal eklem yaralanmasına yol açabilir. Ön ayak ve başparmakta tekrarlayan ağrı geliştiğinde spora devam etmek yerine ağrının nedeni değerlendirilmelidir.
Ayak ve ayak bileği spor yaralanmalarından nasıl korunulur?
Spor yaralanmalarının önlenmesinde tek bir yöntem yoktur. Yaralanma riski; yapılan sporun türü, antrenmanın yoğunluğu ve süresi, yüklenmenin ne kadar hızlı artırıldığı, kas kuvveti ve hareket kontrolü, denge ve propriyosepsiyon, kullanılan ayakkabı ve spor yapılan zemin gibi birçok faktörün bir arada etkisiyle belirlenir. Bu nedenle korunma yalnızca bir egzersiz yapmak veya belirli bir ekipman kullanmakla sınırlı değildir.
En etkili yaklaşım, sporcunun özellikleri ve yaptığı sporun gerektirdiği hareketler dikkate alınarak bu faktörlerin birlikte değerlendirilmesidir. Özellikle antrenman yükünün kademeli artırılması, ayak ve ayak bileği kaslarının güçlendirilmesi, denge ve propriosepsiyonun geliştirilmesi, uygun spor ayakkabısı ve ekipman kullanılması ve daha önce geçirilmiş yaralanmaların doğru şekilde rehabilite edilmesi, yaralanma riskinin azaltılmasında önemli rol oynar.
Spora uygun şekilde hazırlanmak
Spora başlamadan önce vücudun ve özellikle ayak ve ayak bileğinin yapılacak sporun gerektirdiği hareketlere hazırlanması yararlı olacaktır.
Hazırlık programı yapılacak spora göre değişmelidir. Koşu ve sıçrama içeren sporlarda baldır kaslarının ve ayak bileğinin hazırlanması; ani yön değiştirmelerin yoğun olduğu sporlarda ise denge ve dinamik kontrol çalışmalarının programa dahil edilmesi uygun olabilir.
Amaç yalnızca birkaç dakika hafif hareket yapmak değil, vücudu yapılacak aktivitenin gerektirdiği hareket ve yüklenmelere hazırlamaktır.
Spora doğrudan yüksek yoğunlukta başlamak yerine, düşük yoğunluklu hareketlerle başlanarak yüklenme kademeli olarak artırılmalıdır.
Antrenman yükü nasıl artırılmalıdır?
Ayak ve ayak bileği spor yaralanmalarından korunmada en önemli konulardan biri antrenman yükünün kademeli olarak artırılmasıdır. Antrenman, dokular üzerinde kontrollü bir stres oluşturur. Yeterli toparlanma sağlandığında bu stres, dokuların yük taşıma kapasitesinin artmasına katkıda bulunarak spor sırasında yaralanmayı engeller.
Yaralanmaların önemli bir bölümü, kişinin alışık olduğu yük ile kısa sürede maruz kaldığı yük arasındaki farkın büyümesiyle ilişkilidir.
Koşu mesafesi, antrenman süresi, hız, eğim, sıçrama sayısı veya yön değiştirme miktarı kısa sürede artırılmamalıdır.
Uzun süre spor yapmamış bir kişinin birdenbire yüksek yoğunlukta antrenmana başlaması veya koşu mesafesini kısa sürede belirgin biçimde artırması, ayak ve ayak bileğinin alışık olmadığı mekanik yüklerle karşılaşmasına neden olarak aşırı kullanım yaralanmalarına yol açabilir.
Özellikle koşucularda
- Koşu mesafesinin hızla artırılması
- Koşu hızının ani biçimde yükseltilmesi
- Yokuşlu parkurlara birden geçilmesi
- Yeni bir zeminde uzun süre antrenman yapılması
- ayak ve ayak bileğine alışık olmadığı yüklerin binmesine neden olabilir.
Bu nedenle antrenman yükü kişinin mevcut kondisyonuna ve alışık olduğu yüklenme düzeyine göre kademeli olarak artırılmalıdır.
Burada amaç yüklenmeden kaçınmak değil, yüklenmeyi dokuların uyum sağlayabileceği şekilde artırmaktır. Yeterli toparlanma da antrenmanın bir parçasıdır. Aynı dokunun art arda yüksek yük altında bırakılması yerine, antrenman ve dinlenme dönemleri dengelenmelidir.
Ayak ve ayak bileği kaslarının güçlendirilmesi
Ayak ve ayak bileği çevresindeki kaslar, spor sırasında oluşan kuvvetlerin kontrol edilmesinde önemli rol oynar.
Özellikle
- Gastroknemius ve soleus
- Tibialis anterior
- Tibialis posterior
- Peroneal kaslar
- Ayak tabanındaki küçük kaslar
ayak ve ayak bileğinin hareket ve stabilitesine katkıda bulunur.
Kas kuvvetinin yeterli olması, yalnızca daha güçlü olmak anlamına gelmez. Kasların spor sırasında gerekli zamanda ve uygun biçimde devreye girmesi de önemlidir.
Spor ayakkabısı ve zemin önemli midir?
Koşu, futbol, basketbol, tenis ve salon sporlarının ayağa ve ayak bileğine uyguladığı yükler birbirinden farklıdır. Bu nedenle tek bir ayakkabı bütün sporlar için ideal olmayabilir.
Ayakkabının ayağa uygun olması, kullanım sırasında belirgin biçimde yıpranmamış olması ve yapılan sporun özelliklerine uygun destek sağlaması önemlidir. Bununla birlikte iyi bir spor ayakkabısı, uygun antrenmanın veya rehabilitasyonun yerini tutmaz.
Zemin, ayak ve ayak bileğinin maruz kaldığı mekanik yükleri etkileyebilir.
Uzun süre bir zeminde antrenman yapan kişinin aniden farklı ve daha sert veya daha eğimli bir zemine geçmesi, dokuların alışık olmadığı bir yüklenmeye neden olabilir. Bu nedenle zemin değişiklikleri de antrenman yükündeki değişiklikler gibi kademeli yapılmalıdır.
Denge ve propriyosepsiyon
Denge çalışmaları başlangıçta tek ayak üzerinde durma gibi basit egzersizlerden başlayabilir. Daha sonra tek ayak üzerinde çömelme, uzanma, sıçrama, tek ayak üzerine kontrollü iniş ve yön değiştirme gibi daha zorlayıcı hareketlere ilerlenebilir. Sporun gerektirdiği düzeye ulaşıldığında kontrollü yön değiştirme, hızlanma ve yavaşlama gibi hareketler de programa eklenebilir.
Özellikle daha önce ayak bileği burkulması geçirmiş kişilerde denge egzersizleri tekrar burkulma riskini azaltır.
Propriyosepsiyon bedenin ve uzuvların uzaydaki konumunun ve hareketlerinin ve birbirlerine kıyasla nerede konumlandığının beyin tarafından algılanmasını sağlayan duyusal sistemdir. Bu duyusal sistem bu işlevi insanın gözleri kapalıyken bile algılar. Örneğin, insan gözleri kapalıyken bile parmağıyla burnunun ucuna hatasız dokunabilir.
İnsan beyni propriyosepsiyon duyusu sayesinde sinir-kas kontrolünün sağlanması için gerekli kas refleksini ortaya çıkarır ve böylelikle dinamik eklem stabilitesini sağlar.
Ayak bileğinin uzaydaki konumunun algılanması, denge ve hareket kontrolünün önemli parçalarından biridir. Bu nedenle propriyosepsiyon çalışmaları yalnızca rehabilitasyonun değil, yaralanmadan korunmanın da bir parçasıdır.
Ayak bileği yaralanmaları sonrasında bağlarda oluşan mekanik hasarın yanı sıra, eklemin pozisyonu ve hareketi hakkında bilgi sağlayan duyusal mekanizmalar (propriyosepsiyon) da etkilenebilir. Bu nedenle yalnızca kas kuvvetinin yeniden kazanılması her zaman yeterli değildir.
Birçok bilimsel çalışmada denge/propriyosepsiyon antrenmanının ayak bileği burkulmalarının görülme sıklığını azalttığı gösterilmiştir. Özellikle daha önce ayak bileği burkulması geçirmiş kişilerde koruyucu etki daha belirgin olabilir.
Daha önce burkulmuş ayak bileğinin korunması
Daha önce ayak bileği burkulması geçirmiş kişilerde tekrar burkulma riski artabilir.
Bu kişilerde uygun rehabilitasyonun yanı sıra, özellikle spor sırasında ayak bileği ortezi veya bantlama tekrar yaralanma riskini azaltabilir.
Ancak ortez veya bantlama, kas kuvveti ve denge çalışmalarının alternatifi değildir. Dışarıdan destek sağlamak ile ayak bileğinin kendi fonksiyonel kontrolünü geliştirmek birbirinden farklıdır.
Ağrıyı dikkate almak
Spor sırasında ortaya çıkan her ağrı ciddi bir yaralanma anlamına gelmez. Ancak tekrarlayan ağrıların dikkate alınması gerekir. Özellikle
- Her antrenmanda veya spor sırasında aynı bölgede ağrı oluşuyorsa
- Ağrı giderek artıyorsa
- Spor sonrasında uzun süre devam ediyorsa
- Belirli bir kemik üzerinde hassasiyet varsa
- Şişlik ortaya çıkıyorsa
- Ayağın üzerine basmak zorlaşıyorsa
spora aynı şekilde devam etmek doğru değildir.
Ağrı kesici kullanarak ağrıyı bastırıp yoğun antrenmana devam etmek, özellikle altta yatan bir yaralanma varsa sorunun ilerlemesine neden olabilir.
Ayak ve ayak bileği yaralanmalarından sonra spora ne zaman dönülmelidir?
Spor yaralanmalarından korunmanın en önemli bölümü daha önce geçirilmiş yaralanmanın doğru şekilde iyileştirilmesi ve rehabilitasyonudur.
Bir ayak veya ayak bileği yaralanmasından sonra spora dönüş yalnızca “ağrı geçti mi?” sorusuyla belirlenmemelidir. Bir yaralanmadan sonra ağrının ve şişliğin ortadan kalkması, ayak veya ayak bileğinin spor için tamamen hazır olduğu anlamına gelmez.
Örneğin ayak bileği burkulmasından sonra bağlar iyileşmiş olsa bile kas kuvvetinde, hareket açıklığında, dengede ve propriyosepsiyonda bozulma devam edebilir.
Yaralanan bölgenin şu özellikleri yeniden kazanması gerekir:
- Normal veya normale yakın hareket açıklığına
- Yeterli kas kuvvetine
- Yeterli denge ve propriyosepsiyona
- Yük taşıma kapasitesine.
Bu nedenle rehabilitasyonun amacı yalnızca ağrıyı ortadan kaldırmak değil, ayak ve ayak bileğinin spor öncesindeki fonksiyonunu yeniden kazandırmaktır.
Rehabilitasyonun ilk aşaması: Hareket açıklığı ve yük taşıma
Yaralanma sonrasında ağrı ve şişliğe bağlı olarak hareket açıklığı azalabilir. İlk aşamada güvenli hareket açıklığının yeniden kazanılması ve ayağın kontrollü biçimde yük taşımaya başlaması hedeflenir. Bu dönem yaralanmanın türüne ve şiddetine göre değişir.
İkinci aşama: Kas kuvvetinin yeniden kazanılması
Hareketsizlik ve ağrı kaslarda kuvvet kaybına neden olabilir. Bu nedenle gastroknemius-soleus kompleksi, peroneal kaslar, tibialis anterior, tibialis posterior ve ayak kaslarının kuvveti yeniden geliştirilir. Egzersizlerin zorluk derecesi zaman içinde artırılır.
Üçüncü aşama: Denge ve propriyosepsiyon
Tek ayak üzerinde durma ile başlayan çalışmalar zaman içinde daha dinamik hale getirilir. Amaç yalnızca sabit durabilmek değil, hareket sırasında ayak ve ayak bileğini kontrol edebilmektir. Bu nedenle rehabilitasyonun ileri aşamalarında sıçrama, iniş, hızlanma ve yön değiştirme gibi hareketler eklenir.
Dördüncü aşama: Spora özgü rehabilitasyon
Son aşamada rehabilitasyon, kişinin yaptığı sporun gerektirdiği hareketlere yaklaşmalıdır.
Futbol oynayan bir kişinin yalnızca düz koşabilmesi yeterli değildir. Ani hızlanma, yavaşlama, yön değiştirme ve tek ayak üzerinde top kontrolü gibi hareketlere de hazırlanması gerekir.
Benzer şekilde basketbol oynayan bir kişinin sıçrama ve iniş, tenis oynayan kişinin ise lateral hareket ve ani yön değiştirme becerilerinin yeniden kazanılması gerekir.
Bu nedenle spora dönüş bir tarih değil, fonksiyonel bir süreçtir.
Rehabilitasyon neden tekrar yaralanmayı önlemede önemlidir?
Daha önce yaralanmış bir ayak veya ayak bileğinde yalnızca ağrının ortadan kaldırılması yeterli değildir. Eğer kas kuvvetindeki kayıp, hareket kısıtlılığı veya denge bozukluğu devam ederse sporcu aynı hareket sırasında yeniden yaralanabilir.
Bu nedenle başarılı rehabilitasyon
hareket açıklığı → kas kuvveti → denge ve propriyosepsiyon → fonksiyonel hareket → spora özgü hareketler → spora dönüş
şeklinde ilerlemelidir.
Burada önemli olan rehabilitasyonun belirli bir sayıda egzersizden oluşması değil, sporcunun ihtiyaç duyduğu fonksiyonları yeniden kazanmasıdır.
Ayak ve ayak bileği spor yaralanmalarında ne zaman doktora başvurmalı?
Aşağıdaki durumlarda ayak ve ayak bileğinin değerlendirilmesi uygun olur:
- Şiddetli ağrı veya belirgin şişlik varsa
- Ayağın üzerine basmak zorlaşıyorsa
- Belirgin morarma veya şekil bozukluğu varsa
- Belirli bir kemik üzerinde hassasiyet varsa
- Spor sırasında başlayan ağrı giderek artıyorsa
- Ağrı dinlenmeye rağmen devam ediyorsa
- Aşil tendonunda ani ağrı veya kopma hissi oluşmuşsa
- Ayak bileği tekrar tekrar burkuluyorsa
- Yaralanma sonrasında spora güvenli şekilde dönülemiyorsa.
Özellikle tekrarlayan ayak bileği burkulmaları, kronik ayak bileği instabilitesi veya yetersiz rehabilitasyon açısından değerlendirilmelidir.
İlgili sayfalar: Aşil Tendonu Kopması · Aşil Tendiniti · Ayak Bileği Kırığı · Kronik Ayak Bileği İnstabilitesi