Yazan: Prof. Dr. Erdem Bagatur
Son değiştirilme tarihi: 12.10.2026

Kronik ayak bileği instabilitesi, ayak bileğinin özellikle burkulma sonrasında zaman içinde tekrar tekrar dönmesi, boşalması veya kişinin ayak bileğine güvenememesiyle ortaya çıkan bir durumdur.

Çoğu zaman daha önce geçirilmiş bir ayak bileği burkulması sonrasında gelişir. Ancak kronik instabilite yalnızca bağların gevşemesinden kaynaklanmaz. Ayak bileği bağlarının yapısal yetersizliğine kasların ve sinir sisteminin eklem pozisyonunu algılama ve kontrol etme yeteneğindeki bozukluklar da eşlik edebilir.

Bu nedenle kronik ayak bileği instabilitesinde yalnızca bağların durumunu değil, ayağın bütün mekanik ve fonksiyonel yapısını değerlendirmek gerekir.

Kronik ayak bileği instabilitesi nedir?

Kronik ayak bileği instabilitesi, ayak bileği burkulmasından sonra devam eden veya tekrarlayan “ayak bileğim dönüyor”, “boşalıyor” veya “ayağımın üzerine güvenemiyorum” şeklindeki yakınmalarla karakterizedir.

En sık neden daha önce geçirilmiş olan ayak bileği dış yan bağ yaralanmasıdır. Ayak bileğinin dış tarafındaki bağlar, özellikle anterior talofibular ligament ve kalkaneofibüler ligament, ayak bileğinin normal hareket sınırları içinde kalmasına yardımcı olur.

Ayak bileğinin dış yan tarafındaki bağlar
Ayak bileğinin dış yan tarafındaki bağlar.

Bir burkulma ile yırtılabilen sonrasında bu bağlarda gevşeme veya yetersiz iyileşme meydana gelebilir. Bunun sonucunda ayak bileği özellikle engebeli zeminde, merdiven inerken veya spor sırasında yeniden burkulmaya daha yatkın hale gelebilir. Ancak kronik instabilite yalnızca bağların mekanik olarak gevşek olması anlamına gelmez.

Ayak bileğinin stabilitesinde aşağıdaki yapılar birlikte rol oynar:

  • Bağlar, kaslar ve tendonlar
  • Eklem yüzeyleri
  • Ayağın mekanik ekseni
  • Denge ve propriosepsiyon
  • Sinir-kas kontrolü.

Bu nedenle bazı hastalarda bağlar belirgin şekilde gevşek olmasa bile ayak bileğinde fonksiyonel instabilite gelişebilir.

Kronik ayak bileği instabilitesi neden olur?

Kronik ayak bileği instabilitesinin en sık nedeni daha önce geçirilmiş ayak bileği burkulmasına bağlı dış yan bağ lezyonlarıdır.

Ayak bileği burkulması sırasında ayak içe doğru döner ve dış yan bağlarda gerilme veya yırtılma meydana gelebilir. Yaralanmanın derecesine göre bağlar tamamen veya kısmen yırtılabilir.

Ayak bileğinin burkulması sonrası yırtılan bağlar
Ayak bileğinin burkulması sonrası yırtılan bağlar.

Bağ yaralanması sonrasında aşağıdaki durumlar kronik instabiliteye katkıda bulunabilir:

  • Bağın uzayarak iyileşmesi
  • Bağın yeterince iyileşmemesi
  • Tekrarlayan burkulmalar
  • Ayak bileğinin hareket ve pozisyon duyusunun (propriyosepsiyon) bozulması
  • Kasların ve tendonların koruyucu kontrolünün yetersiz kalması

Bazı kişilerde ise ayağın yapısal özellikleri de instabiliteyi artırabilir. Özellikle topuğun içe doğru dönük olduğu kavovarus ayak yapısı, dış yan bağlar üzerindeki yükü artırarak tekrarlayan burkulmalara ve kronik instabiliteye katkıda bulunabilir.

Ayrıca peroneal tendon hastalıkları, ayak bileği kıkırdak hasarları ve bazı kemiksel deformiteler de kronik instabiliteye eşlik edebilir. Bu nedenle tekrarlayan instabilitesi olan hastada yalnızca bağların değerlendirilmesi yeterli olmayabilir.

Kronik ayak bileği instabilitesi ile ayak bileği burkulması arasındaki fark nedir?

Ayak bileği burkulması, genellikle ayağın içe doğru dönmesi sonucunda dış yan bağların gerilmesi veya yırtılmasıyla oluşan akut bir yaralanmadır. Tek bir ayak bileği burkulması geçirilmesi, kronik ayak bileği instabilitesi olduğu anlamına gelmez.

Burkulma sonrasında bağlar iyileşir ve ayak bileği zaman içinde normal hareket ve stabilitesine kavuşursa, genellikle kronik bir sorun ortaya çıkmaz. Ancak bazı hastalarda bağların yeterince iyileşmemesi, bağların uzayarak iyileşmesi veya ayak bileğinin hareket ve pozisyon duyusunun bozulması sonucunda instabilite devam edebilir.

Kronik ayak bileği instabilitesinde ayak bileği yalnızca daha önce burkulmuş olmakla kalmaz. Ayak bileğinin tekrar tekrar dönmesi veya boşalması, özellikle engebeli zeminde yürürken ya da spor yaparken ayak bileğine güvenememe ve tekrarlayan burkulmalar gibi yakınmalar ortaya çıkar.

Kronik instabilite yalnızca bağların gevşekliği anlamına da gelmez. Bağların yanı sıra kas ve tendonların işlevi, denge ve propriosepsiyon, ayağın mekanik yapısı ve ayak bileğinin nöromüsküler kontrolü de instabilitenin ortaya çıkmasında rol oynayabilir.

Kısaca, ayak bileği burkulması akut bir yaralanmadır; burkulma sonrasında ayak bileğinin tekrar tekrar dönmesi, boşalması veya güven vermemesi ise kronik ayak bileği instabilitesini düşündürür.

Kronik ayak bileği instabilitesi belirtileri nelerdir?

Kronik ayak bileği instabilitesinde en tipik yakınma ayak bileğinin tekrar tekrar dönmesi, bukulması veya boşalmasıdır.

Hastalar özellikle şu sorunlardan yakınır:

  • Yürürken ayak bileğinin aniden boşalmasından
  • Engebeli zeminde ayak bileğine güvenememekten, boşalarak döneceğinden korkmaktan
  • Tekrar tekrar burkulmaktan
  • Ayak bileğinin dış tarafında ağrıdan
  • Ayak bileğinde şişlikten
  • Spor sırasında ayağına güvenememekten
  • Denge sorunlarından

Bazı hastalarda ağrı ön plandayken bazı hastalarda asıl sorun ayak bileğinin sürekli dönmesidir. Tekrarlayan burkulmalar sonrasında ayak bileğinde kıkırdak hasarı veya başka yapısal sorunlar gelişmişse ağrı daha belirgin hale gelebilir.

Kronik ayak bileği instabilitesi tanısı nasıl konulur?

Tanının en önemli aşaması hekimin yapacağı ayrıntılı fizik muayenedir.

Öncelikle daha önce geçirilmiş burkulmaların sayısı, yaralanmanın nasıl gerçekleştiği, ayak bileğinin hangi hareketlerde boşaldığı ve hastanın günlük yaşamındaki veya spor aktivitelerindeki etkisi değerlendirilir.

Muayenede aşağıdaki özellikler değerlendirilir:

  • Ayak bileği bağlarının stabilitesi
  • Ayak bileğinin hareket açıklığı
  • Peroneal tendonların durumu
  • Ayak ve topuk hizalanması ile ayağın kavsi
  • Denge ve propriosepsiyon
  • Kas gücü
  • Ayak bileği ekleminin hareketleri.

Ayak bileği bağlarının muayenesinde dış yan bağların stabilitesini değerlendirmek için özellikle öne çekmece testi ve talar tilt testi kullanılır.

Kronik ayak bileği instabilitesinde anterior talofibüler ligamentin fonksiyonunu değerlendirmek için yapılan öne çekmece testi
Kronik ayak bileği instabilitesinde eklem bağlarını, özellikle anterior talofibüler ligmanetin fonksiyonunu anlamak için yapılan öne çekmece testinde hekim ayak bileğini sıkıca muayene masasına doğru bastırarak sabitlerken ayağı topuktan kavrayarak öne çeker.

Öne çekmece testinde ayak bileği eklemini oluşturan talus kemiğinin öne doğru anormal hareketi değerlendirilir. Bu test özellikle anterior talofibular ligamentin yetersizliği hakkında bilgi verebilir. Talar tilt testinde ise talusun yana doğru eğilme miktarı değerlendirilir ve özellikle kalkaneofibüler ligamentin stabilitesi hakkında bilgi elde edilir.

Ancak fizik muayenede bağların gevşek bulunması tek başına hastanın şikâyetlerinin nedeni olduğunu göstermez. Mekanik instabilite ile hastanın gerçekten yaşadığı fonksiyonel instabilitenin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Fizik muayeneden sonra öncelikle ayak ve ayak bileğinin röntgenleri çekilir. Röntgenler kemik yapısı ve eklemler konusunda önemli bilgiler sağlarlar. Ayak bileği bağlarının, eşlik eden yumuşak doku problemlerinin ve eklem kıkırdaklarının değerlendirilmesi için manyetik rezonans (MR) görüntüleme yapılır. MR görüntüleme ile özellikle genellikle sorunlu olan dış yan bağlardan anterior talofibüler ligamentte iyileşmemiş bir yırtık olup olmadığı değerlendirilir.

Kronik ayak bileği instabilitesinin tedavisi nedir?

Tedavi, instabilitenin nedenine ve derecesine göre belirlenir.

Tedavinin amacı şunlardır:

  • Ayak bileği ağrısını azaltmak
  • Tekrarlayan burkulmaları önlemek
  • Denge ve ayak bileği kontrolünü geliştirerek stabilitesini artırmak
  • Hastanın günlük yaşam ve spor aktivitelerine güvenli şekilde dönmesini sağlamak
  • Gerektiğinde mekanik instabiliteyi cerrahi olarak düzeltmek.
  • Ameliyat dışı tedaviler

Kronik ayak bileği instabilitesinde ilk aşamada çoğu hastada ameliyat dışı tedaviler uygulanır.

  • Fizik tedavi ve egzersiz. Tedavinin önemli bir bölümünü denge ve propriosepsiyon egzersizleri oluşturur. Ayak bileği çevresindeki kasların güçlendirilmesi, özellikle peroneal kasların fonksiyonunun geliştirilmesi ve denge egzersizleri ayak bileğinin kontrolünü artırabilir.

Eklem hareket açıklığının korunması ve gerektiğinde baldır kaslarının esnekliğinin artırılması da tedavinin parçası olabilir. Kronik instabilitede fizik tedavinin amacı yalnızca kasları güçlendirmek değil, ayağın yere basması sırasında ayak bileğinin ve bütün alt ekstremitenin hareket kontrolünü geliştirmektir.

  • Ayak bilekliği. Özellikle spor sırasında veya instabilitenin belirgin olduğu durumlarda ayak bileğinin tekrar burkulma riskini azaltmak ve hastanın ayağına daha fazla güvenmesini sağlamak amacıyla ayak bilekliği kullanılabilir.
  • Ayakkabı. Ayağı ve ayak bileğini yeterince destekleyen uygun ayakkabıların kullanılması önerilir.
  • Cerrahi tedavi

Uygun ameliyat dışı tedaviye rağmen

  • Şikayetleri devam eden
  • Tekrarlayan burkulmaları olan
  • Günlük yaşam veya spor aktiviteleri olumsuz etkilenen
  • Fizik muayenede mekanik instabilite bulunan (öne çekmece testi pozitif olan)
  • MR ile anterior talofibüler ve/veya kalkaneofibüler ligamentlerde iyileşmemiş yırtık bulunan hastalarda cerrahi tedavi düşünülebilir.

Kronik ayak bileği instabilitesinde uygulanacak cerrahi yöntem hastanın bağlarının durumuna, ayağın mekanik yapısına ve eşlik eden problemlere göre belirlenir. Bu nedenle kronik ayak bileği instabilitesinde amaç yalnızca bağları sıkılaştırmak değil, instabiliteye neden olan bütün mekanik ve yapısal sorunları belirlemek ve gerekli olanları birlikte tedavi etmektir.

  • Dış yan bağların onarılması. Bağların kalitesi uygun olan hastalarda dış yan bağlar anatomik konumlarına uygun şekilde onarılabilir.

En sık uygulanan yöntemlerden biri Broström-Gould ameliyatıdır. Bu yöntemde hasarlanmış dış yan bağlar onarılır ve gerektiğinde çevredeki dokularla desteklenerek ayak bileğinin stabilitesi yeniden sağlanır.

  • Bağ rekonstrüksiyonu. Bazı hastalarda bağların dokusu onarım için yeterli olmayabilir. Özellikle bağların ileri derecede bozulduğu, hastalarda bağların yeniden oluşturulması, yani ligament rekonstrüksiyonu, gerekebilir. Bu amaçla genellikle hastanın kendi tendonlarından birisi alınarak yırtılmış olan bağın yerine konularak ameliyat tamamlanır.

Bağ rekonstrüksiyonunun Broström-Gould ameliyatından daha güçlü veya daha iyi olduğu düşünülmemelidir. Uygun bağ dokusu bulunan ve ilk defa ameliyat olacak kronik instabilite olgularında Broström-Gould ameliyatı genellikle tercih edilen anatomik onarımdır; rekonstrüksiyon ise bağ dokusunun yetersiz olduğu veya önceki onarımın başarısız olduğu seçilmiş hastalarda öne çıkar.

  • Eşlik eden problemlerin tedavisi. Kronik ayak bileği instabilitesinde yalnızca dış yan bağları onarmak her zaman yeterli değildir. Örneğin peroneal tendon yırtığı, ayak bileği kıkırdak hasarı, kavovarus ayak deformitesi gibi problemler bulunuyorsa bunların da cerrahi plan içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Broström-Gould ameliyatı ile bağ rekonstrüksiyon ameliyatının karşılaştırması

ÖzellikBroström-Gould onarımıLateral bağ rekonstrüksiyonu
Temel yaklaşımHasarlı lateral bağların, özellikle anterior talofibüler ve gerektiğinde kalkaneofibüler bağların primer olarak onarılması ve anatomik pozisyonunda güçlendirilmesiYetersiz veya onarılamayacak durumdaki bağların tendon grefti kullanılarak anatomik veya fonksiyonel olarak yeniden oluşturulması
Uygun hastaBağ dokusu yeterli olan, kronik lateral instabilitesi bulunan ve primer bağ onarımının mümkün olduğu hastalarBağ dokusu kalitesi kötü olan, belirgin bağ gevşekliği bulunan, önceki bağ onarımı başarısız olmuş veya yeniden ameliyatı gereken hastalar
Özellikle tercih edilebileceği durumlarİlk kez cerrahi tedavi gereken kronik instabilite; yeterli bağ dokusu varİkinci kez ameliyat, ileri bağ yetmezliği, belirgin doku yetersizliği, bazı yüksek riskli veya aşırı gevşeklik gösteren hastalar
AvantajlarıDaha az invazivdir; doğal bağ dokusu korunur; anatomik onarım sağlar; rehabilitasyon genellikle daha öngörülebilirdirYetersiz bağ dokusunun yerine daha güçlü bir yapı oluşturulabilir; ileri veya ikinci kez yapılan ameliyat için seçenek sağlar
DezavantajlarıYetersiz veya kalitesiz bağ dokusunda başarısızlık riski daha yüksek olabilir; belirgin bağ gevşekliğinde yeterli stabilite sağlanamayabilirDaha kapsamlı cerrahidir; greft alınmasına bağlı ek sorunlar ortaya çıkabilir; iyileşme ve rehabilitasyon süreci daha uzun olabilir
Ameliyat sonrası yük vermeCerrahinin ayrıntısına göre değişmekle birlikte genellikle erken dönemde korumalı yük verme mümkündürGenellikle daha konservatif ve kademeli yük verme tercih edilir
Fonksiyonel iyileşmeÇoğu hastada yaklaşık 3–4 ay içinde belirgin fonksiyonel düzelmeGenellikle 4–6 ay veya daha uzun sürede tam fonksiyonel iyileşme
Spora dönüşGünlük aktivitelere daha erken dönüş; spora dönüş çoğunlukla 3–6 ay arasındaSpora dönüş çoğunlukla 5–9 ay arasında; yüksek düzey ve pivot sporlarında daha uzun olabilir
Başarı beklentisiUygun hastada yüksek başarı oranlarına sahiptir ve kronik lateral instabilitede standart cerrahi seçeneklerden biridirUygun seçilmiş ileri veya revizyon olgularında güvenilir bir seçenektir; primer Broström’ün mümkün olmadığı hastalarda önem kazanır

Kronik ayak bileği instabilitesinde ameliyat sonrası dönem nasıldır?

Ameliyat sonrası dönem uygulanan cerrahi yönteme göre değişir.

Bağ onarımı veya rekonstrüksiyonu sonrasında belirli bir süre ayak bileğinin korunması ve yük vermenin sınırlandırılması gerekebilir. Bu nedenle bir süreliğine ayağı ve ayak bileğini alçıya almak gerekebilir.

Daha sonra kontrollü olarak:

  • Ayak bileği hareket açıklığının artırılması
  • Kasların güçlendirilmesi
  • Denge ve propriosepsiyon çalışmaları
  • Kontrollü yük verme
  • Günlük aktivitelere ve spora dönüş

aşamalarına geçilir.

Ameliyat sonrası rehabilitasyon, yalnızca bağların iyileşmesi için değil, ayak bileğinin yeniden doğru şekilde kontrol edilmesi açısından da önemlidir. Spor yapan kişilerde spora dönüş zamanı yapılan ameliyatın türüne, iyileşme sürecine ve uygulanan rehabilitasyon programına göre değişir.

Kronik ayak bileği instabilitesi tedavi edilmezse ne olur?

Kronik ayak bileği instabilitesi bazı hastalarda zaman içinde devam edebilir ve tekrarlayan burkulmalara yol açabilir.

Tekrarlayan burkulmalar bağların daha fazla zarar görmesine, ayak bileği çevresindeki tendonlarda yaralanmalara, eklem kıkırdağında hasara, osteokondral lezyonlara, ayak bileğinde ağrı ve şişlik gelişmesine neden olabilir.

Uzun süre devam eden instabilitede ayak bileği ekleminde anormal yük dağılımı gelişebilir. Tekrarlayan travmalarla birlikte sinovit, eklem içi nedbe dokusu ve hareket kısıtlılığı ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda peroneal tendonlarda eşlik eden hasar veya subluksasyon da görülebilir. Özellikle sportif aktivitesi yüksek kişilerde bu değişiklikler performans kaybına ve aktivite sırasında güvensizlik hissine neden olabilir.

Daha ileri dönemde tekrarlayan travma ve anormal eklem yüklenmesi erken başlangıçlı ayak bileği kireçlenmesi (artroz) gelişimine katkıda bulunabilir. Bu nedenle kronik instabilitede amaç yalnızca yeni bir burkulmayı önlemek değil, ayak bileğinin mekanik stabilitesini ve normal fonksiyonunu yeniden sağlamaktır. Tedavi; instabilitenin derecesi, bağların durumu, eşlik eden kıkırdak veya tendon problemleri ve hastanın aktivite düzeyine göre fizik tedavi ve proprioseptif egzersizlerden bağ rekonstrüksiyonuna kadar değişebilir.

İlgili sayfalar: Ayak ve Ayak Bileği Spor Yaralanmalarından Korunma · Ayak Bileği Artroskopisi · Ayak Bileği Artrozu · Ayak Bileği Kırığı